menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucusu Muammer Aksoy, neden Süleymancıların lideri Kemal Kacar’ın avukatlığını yapmıştı?

25 0
24.08.2026

13 Ağustos günü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verdi ve Ankara merkezli 17 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Operasyonlar kapsamında cemaatin lideri Alihan Kuriş’in de bulunduğu 32 kişi tutuklanırken, 6 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi. Resmi makamlar ve adli kaynaklar operasyonu, cemaatin mali yapılanmasına yönelik bir “suç örgütü” soruşturması olarak nitelendirdi.

Soruşturmada ortaya çıkan en dikkat çekici ayrıntılardan biri ise firari olarak aranan Alihan Kuriş’in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş’in Marmaris’te yakalandığı sırada içinde bulunduğu aracın eski bir İçişleri Bakanı’na tahsisli olmasıydı.

Ancak Süleymancılar Cemaati’nin Türkiye’nin siyasi ve hukuki tarihindeki yerini anlamak için güncel soruşturmanın çok daha gerisine gitmek gerekiyor.

Cemaatin devlet bürokrasisi ve siyasi çevrelerle kurduğu ilişkilerin tarihinde, ilk bakışta yan yana gelmesi neredeyse imkânsız görünen isimlerin yollarının kesiştiği dönemler var.

Bunların en dikkat çekicilerinden biri, yaşamını laiklik savunuculuğuna adamış hukuk profesörü Muammer Aksoy ile Süleymancılar Cemaati’nin o dönemki lideri Kemal Kacar arasında yaşandı.

Biri CHP’li, diğeri AP’liydi

1977 seçimlerinden sonra Muammer Aksoy, Bülent Ecevit liderliğindeki CHP’nin İstanbul milletvekili olarak TBMM’ye girdi.

Süleymancılar Cemaati’nin o dönemki lideri Kemal Kacar ise Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi’nin İstanbul milletvekiliydi.

İki isim Türkiye siyasetinin oldukça farklı dünyalarını temsil ediyordu.

Aksoy hukuk profesörü, CHP milletvekili ve laiklik konusunda Türkiye’nin en tanınmış isimlerinden biriydi. Daha sonra Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucu başkanı olacaktı.

Kacar ise Süleymancılar Cemaati’nin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’ın damadı ve onun ölümünden sonra cemaatin en önemli yöneticisiydi.

Fakat iki ismin yolları yalnızca aynı dönemde milletvekili olmaları nedeniyle kesişmedi.

Strasbourg yolculuğu: Aynı heyette, aynı uçakta

TBMM’nin 1978 yılı kayıtlarına göre, 20 Nisan 1978 tarihli birleşimde Türkiye’yi Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde temsil edecek heyetin listesi Genel Kurul’a sunuldu.

Heyetin asil üyeleri arasında CHP’den Muammer Aksoy’un yanı sıra Turan Güneş ve Halûk Ülman; AP’den Kemal Kacar, Esat Kıratlıoğlu ve Halit Evliya; MHP’den Agâh Oktay Güner ve MSP’den Temel Karamollaoğlu bulunuyordu.

Yedek üyeler arasında ise CHP’den Altan Öymen ve Selâmi Gürgüç; AP’den Cemal Külahlı, Cevdet Akçalı ve Sabahattin Adalı; MHP’den İhsan Kabadayı ve MSP’den Hasan Aksay vardı.

Böylece Aksoy ve Kacar, Türkiye’yi Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde temsil eden aynı heyette yer aldı.

İki milletvekili, Strasbourg’a yapılan yolculuklardan birinde aynı uçakta yan yana oturdu ve sohbet etti.

Bu tanışıklık birkaç yıl sonra çok daha sıra dışı bir şekilde devam edecekti.

12 Eylül: Kacar sanık, Aksoy avukat

12 Eylül 1980’de Genelkurmay Başkanı Kenan Evren liderliğindeki Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu.

TBMM kapatıldı, anayasa askıya alındı, siyasi partilerin faaliyetleri durduruldu.

Darbe döneminde yaklaşık 650 bin kişi gözaltına alındı, 230 bin kişi yargılandı, 50 kişi idam edildi ve yaklaşık 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurt dışına çıktı.

Bu süreç Süleymancılar Cemaati’ni de vurdu.

Cemaatin lideri Kemal Kacar, “devlet düzenini değiştirmek” suçlamasıyla ve dönemin Türk Ceza Kanunu’nun 163. maddesi kapsamında yargılandı.

Kacar’ın savunmasını üstlenen isim ise eski Meclis ve Strasbourg arkadaşı Prof. Dr. Muammer Aksoy’du.

Laiklik konusundaki tavizsiz görüşleriyle tanınan Aksoy, bir dini cemaatin liderinin avukatı olmuştu.

Aksoy, Kacar’ın rejim aleyhinde herhangi bir eylemde bulunmadığını ve isnat edilen suçu işlemediğini savundu.

Eski kaynaklarda ve ikinci el aktarımlarda Aksoy’dan Kacar’ın davasından çekilmesinin istendiği, ancak Aksoy’un bunu reddettiği de anlatılıyor.

TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu’nun Kemal Kacar biyografisinde yer alan bilgilere göre Kacar, darbe sonrasında yaklaşık bir buçuk yıl Antalya’da tutuklu kaldı ve sonrasında hakkındaki davalardan beraat etti.

Aksoy yalnızca mahkemede savunmadı, Süleymancı yurtlarını da........

© Serbestiyet