Futbolun derinliğinde: Alçak bloğun zaferi
Futbol, her dönemde çağının ruhunu yansıtan bir aynadır. Saha içinde ortaya çıkan her yeni eğilim, oyunun sınırlarını yeniden çizerken aynı zamanda futbolun düşünme biçimini de değiştirir. Bu Dünya Kupası’nın en belirgin hikâyesi ise hücumun değil, savunmanın yükselişidir. Turnuva, uzun yıllardır gelişimini sürdüren bir savunma anlayışının zirveye ulaştığını gösteriyor: alçak blok.
Derinde konumlanan, mesafeleri olağanüstü disiplinle koruyan, boşluk bırakmayan bu organizasyon, modern futbolun en büyük hücum projelerini ciddi biçimde sınamaya başladı. Bir dönem oyunun geleceğini temsil eden Jürgen Klopp’un yüksek tempolu gegenpress anlayışı ile Pep Guardiola’nın topa hükmeden pozisyon oyunu artık çok daha karmaşık bir problemle karşı karşıya. Top sizde olabilir, oyun rakip yarı sahada oynanabilir; ancak bu üstünlük her zaman pozisyon üretmeye dönüşmüyor.
Çünkü savunma artık topu kazanmaktan çok alanı kontrol etmeyi hedefliyor.
Beşli savunma hattının önünde yerleşen iki merkez oyuncusu, pas koridorlarını büyük bir dikkatle kapatıyor; hücumcuların hareket alanı sürekli daralıyor. Oyun zaman zaman durağanlaşıyor, sabır sınanıyor ve maçlar adeta satranç müsabakasına dönüşüyor. Hücum eden takım topu dolaştırırken savunma, rakibini hata yapmaya davet eden sessiz bir bekleyiş inşa ediyor.
Bu tabloyu istatistikler de güçlü biçimde destekliyor.
Turnuva boyunca özellikle Gana, Cape Verde, Japonya ve Avustralya gibi ekipler, düşük blok organizasyonlarıyla kağıt üzerinde çok daha güçlü rakipleri ciddi biçimde zorladı.
Cape Verde’nin İspanya karşısındaki performansı bunun en dikkat çekici örneklerinden biri oldu. 18 başarılı başarılı top çalma 15 hava topu kesme ve 46 kez topu ceza sahası çevresinden uzaklaştırma ile neredeyse kusursuz bir savunma organizasyonu sergilerken maç boyunca sadece bir........
