İsyana mahalleden bakmak: Hatırla, Halk Saray’dan Büyüktür!
19 Mart İsyanı’nın birinci yılında dönüp isyanı yad etmek için değil; elimizde, bilincimizde neler kaldığının muhasebesini yapmak için dönelim o günlere. Hatırlayacaksak eğer Saraçhane’nin daha büyüğünü kurmak için, hatırlayacaksak eğer Beyazıt barikatının daha büyüğünü aşmak içindir. Hatırlayacaksak eğer yola çıkarken, şu gerçeği hatırlayalım: Halk Saray’dan Büyüktür!
19 Mart İsyanı ile iradeleri ve en temel hakları dahi gasp edilen milyonların sesi sokakları sardı. Ortaya çıkan durumun boyutu “İmamoğlu” sınırlarını aştı, halk ile Saray arasında bir kavgaya dönüştü. Bugüne, yaşamlarına, iradesine, geleceğine sahip çıkanların; parçalı, birikmiş öfkesi yan yana geldiğinde bir isyana nasıl dönüşür, nasıl sarar bir memleketi onun tanıklığı kaldı. Hepimiz sürecin içinde yeniden öğrendik, yeniden kazanım elde ettik, belki de yeniden varolduk.
İsyanın nabzı mahallelerde
Bir isyanı anlamak için sadece büyük meydanlara bakmak yetmez. Bazen asıl hikâye dar sokakların içinde, birbirine selam veren aynı “sınıfsal kadere” tabii olan insanlar arasında yazılır. İsyanın kalp atışları yoksul mahallelerin nabzında gizlidir. Ve o nabız hızlandığında memleketin kalbi de hızlanır.
Bu yüzden sadece Saraçhane önünde olup bitene değil, yoksul mahallerde yaşanan hak gaspları sonucunda kazanımlara ve kayyum karşıtı mücadeleye bir göz atalım.
Mahalleden bakacaksak eğer birlikte karar vermenin, birlikte kazanmanın yarattığı cesaret ve umuttan bahsetmek gerekir. 19 Mart İsyanı, Okmeydanı sokaklarında Saray’a karşı sokağa çıkanların ortaya koyduğu somut hedeflerle büyüdü. Neydi bu hedefler! Ortaya nasıl bir sonuç çıktı hatırlayalım.
Bir öğün yemek hakkımı ver
Şişli Belediyesi’ne atanan kayyum, tasarruf tedbirleri bahanesiyle, okullarda öğrencilere verilen bir öğün yemek hakkını gasp etti. Tabiri caizse fitili ateşledi. Bu haberi duyduğumuzda hemen velilerle Okmeydanı Halkevi’nde bir araya geldik. Durum üzerine neler yapabileceğimizi konuştuk. Sonra da okul önlerini kayyum karşısında hak mücadelesinin eylem alanına çevirme, çorba dağıtma, imzalar toplama ve Milli Eğitim’le bu konuda görüşmeler yapmaya karar verdik.
Veliler imza topluyor, okul önünde kurulan stantlarda imza kuyrukları oluşuyor, durumu teşhir eden propaganda çalışması neredeyse her gün okul çıkışında alkışlı protesto ile sürüyordu.
Kısa bir süre içinde eylem sonuç verdi ve kazanım sağlandı. Saray’ın kayyumu geri adım atmıştı. Kazanımın anahtar kelimeleri “irade”, “politik cüret” ve “halk örgütlenmesi” oldu.
Okulda yemeğin gasp edilmesiyle eş zamanlı olarak kent lokantasının da kapatıldığını öğrendik. Halkevi’nde yaptığımız yoğun tartışmalar sonucunda kent lokantası önünde çorba dağıtmaya ve o sokağı eylem alanına çevirmeye, bunu da en geniş katılınla gerçekleştirmeye karar verdik.
Komşular seferber oldu; çorba kazanı getiren, malzeme bulan, benim dükkânda yapalım diyen, arabası ile taşıma işi yapan bir çok insan sürece emeğini koymuştu. Saray’ın saldırısı altında ezilen mağdur halk, bir anda hakkını söke söke alan mücadele öznesine dönüşmeye başlamıştı. Kent lokantasının önünde çorba masaları kurulduğunda yine mahalleli üzerine düşen görevi yapmış, sorumluluğu almıştı. Bir yandan çorbalar dağıtılıyor bir yandan da bu sürecin örgütlenmesi için iletişim listesi oluşturuluyordu. Uzun süreceğini düşündüğümüz bir mücadeleye başladık derken 12. günde kayyum yine geri adım attı. Halkın örgütlü eylemi sonuç vermişti. Mahallenin esnafı, genci, yaşlısı hep bir kazanım daha elde ettik.
Okmeydanı yetmez, Şişli’de topyekûn direniş
Bir öğün yemek hakkı ve kent lokantası yeniden kazanılmıştı. Bu eylemler esnasında da akşamları hep birlikte mahallede toplanarak Şişli Belediyesi önüne yürüyüşler organize ediyorduk. Yürüyüşümüze hak mücadelesinin ritmi yansıyor, kazanım elde etmiş olanlar hep birlikte yürüyorduk. Bununla birlikte Şişli’nin diğer mahallelerinde de yürüyüşler oluyor, akşam tüm mahalleler belediye önünde buluşuyor, tepki gösteriliyor, sonra da eylem sonra eriyordu. Sıra isyanın Şişli genelinde örgütlenmesindeydi.
Şişli’nin mahallelerinde gerçekleşen yürüyüşlere örgütlü bir perspektif katmak için tüm dost kurumlara çağrı yaparak bir toplantı organize ettik. Her mahallenin örgütlü gelişini planladık. Bu sürecin ancak mahallelerden merkeze doğru örgütlü bir şekilde işlemesiyle başarıya ulaşabileceği konusunda hemfikir olduk.
İlk denemelerimiz çok güçlüydü. Okmeydanı’nda toplanan halk kitlesel bir biçimde yürüyüşe geçiyor, Halil Rıfat Paşa ve Kaptana Paşa mahalleleri yürüyüşe katılıyor, Halide Edip Adıvar halkı mahallede yaptıkları yürüyüşle birlikte kitleye katılıyor, trafik kapatılıyor, meşaleler ve Gündoğdu marşı eşliğinde alana giriliyordu. Mecidiyeköy, Gülbağ, İzzetpaşa, Kuştepe’de aynı şekilde yürüyüşle belediye önüne geliyordu. Yine Feriköy, Kurtuluş hattından belediyeye kadar olan mahalleler de sürece aynı şekilde dahil oluyordu.
Bu güçlü eylemlerin ortaya çıkarttığı politik potansiyel, kendini kayyum karşısında haklar mücadelesinde gösteriyordu. 19 Mart isyanına rengini, enerjisini ve gücünü “Şişli Biziz” diyerek koyan bu süreç ne yazık ki önüne çıkan düzen sınırlarını aşamamıştı. Kayyumun geleceği gün belediye önüne toplanan kitle ve Maçka’dan belediye önüne yürüyen onbinlerce üniversiteli direnişi hedeflemişti. Fakat CHP üst yönetimi bu durumun aksine, direniş tavrı almayarak geri bir tutum sergiledi. Bu ikircikli tutum aşılamayınca kitle dağıldı.
CHP üst yönetiminin aksine Şişli ilçesinde yapılan her eylemde CHP’nin aldığı tutumun direnişi büyütmekten yana olduğunun da altını çizmek gerekir.
Yine de Saray’a karşı halkı örgütlemek üzere hareket etmekte önemli bir eşik olan “Şişli Biziz” çalışması tüm eksiklerine rağmen örnek bir çalışma oldu.
19 Mart’ın birinci yılında bize kalan
Bir isyan sürecini hatırlamak, ders çıkarmak ve ona göre örgütlenmek için gereklidir. İsyandan çıkardığımız dersler ve isyana kattıklarımız var.
Hak mücadeleleri ile elde edilen kazanımlar özellikle mahallelerde belirleyici oldu. Küçük zaferler büyük etkiler yarattı. Mesela kent lokantası tüm medyada ve sosyal medyada gündem olurken yüzlerin bir kez daha hak mücadelelerine dönmesini sağladı.
Kitleler hareketlendi. Fakat kitlelerin yürüyüşüne politik doğrultu katarak ilerletecek olan güçlerin, yerellerden yani kitlelerin hayatındaki somut ilişkilerden kopuk oluşu, biriken potansiyelin düzen içinde erimesine yol açtı. Bu hâlâ önümüzde aşılması gereken bir barikat olarak duruyor.
Halkın olağanüstü hareketlilik kazandığı isyan dönemlerine hazırlık toplumsal haklar mücadelesinin örgütlenmesinden geçiyor. Direniş eğilimlerinin örgütlenmesi halkın gündelik hedeflerinin Saray karşısında örgütlenmesiyle ve alternatif çözümler üretmesiyle mümkün.
Kolektif irade esastır. Birlikte düşünen, birlikte üreten birlikte karar veren ve kazanan mahalleli isyanın içerisinden yeni bir birliktelik ortaya çıkardı; kent lokantası kazanımı, öğrencilerin bir öğün yemek hakkı kazanımı ve “Şişli Biziz”, Saray’ın ve kayyumun her adımında karşısına dikilerek, onun koltuğunu salladı.
Kimi zaman TAŞYAPI inşaatı büyürken, kimi zaman Okmeydanı hastane işçileri direnişinde isyan günlerinin yarattığı birliktelik bir biçimiyle 19 Mart süreci örgütlenirken de mayalanmış oldu ve kendini var etmeyi sürdürüyor.
İsyandan mahalleye ne kaldı diyecek olursak, cesaret ilk cevap olacaktır. Çünkü korku insanidir, cesaret politik. Korku bireyseldir, cesaret bir toplamı ifade eder. Korku bir el uzandığında, bir omuzdaş buluğunda dağılır; cesaret bulaşıcıdır ve tesiri kalıcıdır. İsyanın izinde bizim sokaklarda cesaret kol geziyor. Birinci yılında cesareti memlekete, korkuyu Saray’a salmaya…
Mahallelerde, meydanlarda büyüyecek halk isyanlarının Saray’ın kapısını çalması uzak bir ihtimal değil ve mümkündür. Bu sürecin başarılması toplumsal haklar mücadelesinin örgütlenmesiyle, mahallelerin isyana aktif katılmasıyla gerçekleşecektir.
19 Mart’tan bugüne kalan; örgütlü halkın yenilmezliği, mahallelerin kurucu gücü ve cesaretin bulaşıcı gerçeğidir. Bundan sonrası ise hatırlamak değil, yeniden kurmaktır.
