menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gülme eyleminin kibri ve kapitalist yabancılaşma

8 7
03.02.2026

Söz konusu komedi olunca insan neyi anlamalıdır? Düz bir yolda yürürken ayağı bir nesneye takılıp düşen bir insan komik midir? Sorunun cevabına geçmeden şunu kabul edelim: Böyle bir durumda çoğumuz istemsizce güleriz. Düşen kişi ise acısından çok, içine düştüğü “gülünç duruma” öfkelenir. Bugün televizyonlarda, sinema filmlerinde ve ayaküstü tek kişilik gösterilerde “komedi” adı altında sunulan yapımların büyük bir kısmı bu refleksler üzerine kuruludur. İnsanlar bu gösterileri birbirlerine anlatır, tekrar tekrar güler. Peki ama gerçekten neye güleriz? Güldüğümüz şey, insanların içine düştüğü çaresizlikler değil midir? Daha açık bir ifadeyle, kapitalist yaşam biçiminin insanı şekilden şekle soktuğu haller değil midir?

Charlie Chaplin’in Modern Zamanlar filmi izleyiciye pek çok saçma görünen sahne sunar ve bu sahneler güldürür. Ancak Chaplin’in asıl derdi güldürmekten çok, Fordizm eleştirisidir. Henry Ford’un öncülüğünde geliştirilen hareketli üretim hatları, kitlesel üretim ve kitlesel tüketimi hedefler. Bunun bedeli ise işçinin nefes almadan çalışmasıdır. Komik olan tam da burada başlar: İnsana yabancı olan bu üretim biçimi zamanın sinema perdesine aktarılır. Özünde bir eleştiri söz konusudur. Ama insanlar bu sahneleri eğlenceli ve komik bulurlar. Mesela modern zamanlar filmini Afrika kıtasında doğandan kopmamış insanlara izletilmiş olsaydı insanlar muhtemelen komik olan bir durum görmeyeceklerdi. Keza 1980 yapımlı “Tanrılar Çıldırmış Olmalı” filminde bir doğa insanının başına gelen komiklikler anlatılır. Oysa komik olan kara tenli Afrika insanı değildir. Komik olan, acı veren hayatı anlamsızca kurallaştıran ve iktidarını sağlama almak isteyen kıtayı işgal etmiş beyaz tenli insanın kapitalist aklıdır. Aslında güldüğümüz şey, insanın köleliğe adım atışıdır. Kapitalist sistem kendi üretim biçimini ilerleme, gelişme ve çağdaşlaşma olarak pazarlasa da, gerçekte bu değişim sömürünün derinleşmesidir.

Günümüz komedi pazarına bakıldığında ise gülme eyleminin bir çelişki üzerinden değil, doğrudan bir kibir üzerinden kurulduğu görülür. Televizyonda da sinemada da gülme, “öteki”nin içine düştüğü sıkıntılar üzerinden üretilir. Kapitalizm doğası gereği insanı yabancılaştırır;........

© sendika.org