menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kurallar çökerken dünya nereye gidiyor?

13 0
23.01.2026

“Fiat justitia, ruat caelum.”

Adalet yerini bulsun… İsterse kıyamet kopsun.

Ne kadar iddialı bir cümle. Ne kadar gururlu. İnsanlığın asırlardır kendine söylediği en büyük teselli belki de. Sanki dünya dediğimiz şey bir gün mutlaka ‘hak’ ile ‘adalet’ arasında sağlam bir bağ kuracakmış gibi… Sanki kötülük geçici, doğruluk kalıcıymış gibi… Sanki hukuk, silahın önünde eğilmeyecekmiş gibi.

Fakat bugün insanın içi rahat etmiyor. Çünkü ne zaman böyle cümleleri hatırlasak, ardından gerçek dünya gelip bizi kolumuzdan sertçe çekiyor. Ve artık şunu görüyoruz: Kıyamet kopuyor ama adalet hâlâ yerini bulmuyor.

Caracas’ta 3 Ocak sabahı duyulan patlamalar, Venezuela’nın başkentini uyandırmadı sadece. Koca bir kıtanın üstüne kurduğumuz o güven duygusunu da yerle bir etti. Bir şehir karanlığa gömülüydü; alevler yükseldi, askeri uçaklar gökyüzünde dolaştı, görüntüler ekranlara düştü. Güney Amerika’da bir başkentte savaş sahnesi… Alışık olmadığımız bir resim. Bir o kadar da ürkütücü.

Çünkü Güney Amerika’yı hep başka türlü tanımladık. Evet, acılar yaşadı. Evet, darbeler gördü. Hatta bazen kendi evlatlarına bile zalim davrandı. Ama bütün bunlar geçmişte kaldı sandık. 60’ların, 70’lerin o generalli, bildirili, kapı çalmadan gelen karanlık dönemlerinin defteri kapandı sandık. Soğuk Savaş bitti ya… Biz de dünyanın da ‘normal’e döndüğünü sandık.

Oysa Caracas bize aynı gerçeği hiç süslemeden söyledi: Dünya normale dönmüyor! Dünya sadece sahne değiştiriyor.

Ve beni asıl sarsan, bu yaşananların ‘klasik Latin Amerika darbesi’ gibi görünmemesiydi. Latin Amerika darbelerinin bile bir dili vardı. Kendi karanlığı vardı. Bir tür ‘yerel’ kötülüğü vardı. Oysa bu daha çok operasyon kokuyor. Bir devlet başkanının zorla kaçırılmasına benzeyen görüntüler… insanın zihnini Salvador Allende’ye değil, Saddam Hüseyin’e götürüyor. Bu fark çok önemli. Çünkü bu fark, bir ülkenin içinden çıkan bir iktidar kavgasından, bir ülkenin üstüne çöken daha büyük bir tahakküme geçiş demek.

Bugün dünya tam da böyle bir döneme giriyor: Liderler devrilmiyor sadece… Liderler aşağılanıyor. Ülkeler yalnız bırakılmıyor sadece… Ülkeler “örnek olsun diye” cezalandırılıyor. Ve buna........

© Şalom