İnsan ve Gayb
Pek çok insan hakkında şöyle denilse, mübalağa edilmemiş olur: Zavallı insan! Kendini tanıyamadan gitti!
İnsan, sadece et ve kemikten meydana gelmiş bir madde yığını değildir. Onun ceset perdesinin altında akıl, kalp, hafıza, önsezi, merak, sevgi gibi nice manevi duygular ve latifeler vardır.
Akıl ve kalp, manevi âlemimizin merkezinde yer alır. Bunlardan akıl,
- Nuranî bir cevher,
- İlahî, kudsî defineleri, hem kâinatın binler hazinelerini açan pırlanta gibi bir anahtardır.[1]
Kalb ise,
-Hislerinin görüldüğü yer vicdan, fikirlerinin yansıdığı yer dimağ olan Rabbanî bir latife,[2]
-Allah'a müteveccih bir telefon,[3]
-Gayb âlemlerine karşı pencere,[4]
-İnsan makinesinin merkezi ve zembereği,[5]
-Binler âlemlerin manevi bir haritasıdır.[6]
Aklın; ilâhi, kudsî defineleri, hem kâinatın binler hazinelerini açabilmesi için müstakîm ve münevver; kalbin, gayb âlemlerine karşı bir pencere olabilmesi için selim ve nuranî olması lazımdır. Bu özelliği gösteren akıl ve kalbler "âlem-i gayb ve âlem-i şehadet ortasında insanî berzahlardır. İki âlemin birbiriyle temasları ve muameleleri insana nisbeten o noktalarda olmaktadır."[7] Yani gerek istikametli ve nurlanmış akıllar, gerekse selîm ve nurlu kalpler, gayb ve şehadet âlemlerinin ortasında, insana ait geçit noktalarıdır. İnsan, akıl ve kalb vasıtasıyla bu âlemlerle temasa geçer. Mesela, kalp telefonuyla doğrudan doğruya Allah'a muhatap olur, halini arz eder. Allah'tan kalbine ilham gelir. Aklına da, bir takım parıltılar görülür, şimşekler çakar. Günlerdir halledemediği bir meseleyi, birden aklında halledilmiş olarak bulur.
Beynimizde mercimek kadar maddî bir merkezde yer alan hafıza,
-Dimağın cebi,[8]
-Levh-i mahfuzun bir numuneciği,[9]
-İnsanın dimağındaki pek büyük ve pek küçük kütüphanesi durumundadır.[10] Bu cep olmasa, delik cebe atılan paraların düşmesi gibi, öğrenilen her şey kaybolur gider. Bu küçük hafıza, insanın hayat boyu okuduklarını, gördüklerini, duyduklarını, hatta hissettiklerini hatırlayabilecek kapasitededir. Cisim olarak çok küçük olmakla beraber, asırlık bir ömürde öğrenilenleri arşivleyebilir.
Gayba yönelik duygularımızdan biri, ecdadımızın "hiss-i kable'l-vuku" dedikleri önsezidir. Önsezi, herkeste az çok vardır. Hatta hayvanlarda da vardır. Sadık rüyaların ehemmiyetli bir kısmı, önsezi türündendir. Hatta bazı insanlarda bu önsezi, hassasiyet cihetiyle keramet derecesine çıkar.
"Herkesin başında çok defa tekerrür ediyor ki, birisinden bahsediyorken ani kapı açılarak, tahminin........© Risale Haber
