Gaybın Bilinebilirliği
Allah peygamberleriyle konuşmuştur, diğer insanlarla da konuşmuştur ve konuşmaktadır.
“Gaybın bilinebilirliği” meselesi, idrakin keskinliğini ortaya koyan ince bir meseledir. Pek çok insanın ayağı, bu hassas meselede ifrat veya tefritle kaymaktadır. Hâlbuki Kur'anî esaslar çerçevesinde baktığımızda konu son derece mazbuttur, sınırları bellidir. Şöyle ki:
Bu konuda en temel esas, “Göklerde ve yerde Allah’tan başkası gaybı bilmez”[1] âyetinin hükmüdür.
“Peki, çeşitli hikmetlerle gözlerden gizli olan gaybı, hiç kimse bilemez mi? Allah, kendi katındaki gayb hazinelerinin anahtarını başkasına veremez mi?” şeklindeki sorularımıza, şu ayet bir açıklık getirir:
“Gaybı bilen O’dur. Gaybını, razı olduğu rasulden başkasına bildirmez.”[2]
Genel hükümlerin çoğu kere istisnaları da olur. Öyle görülüyor ki, “Allah’tan başkası gaybı bilmez” hükmünün de bir istisnası söz konusudur. Gaybı Allah’tan başkası da bilebilir, fakat Allah’ın bildirmesi şartıyla…
Ayetteki “razı olduğu rasul” ifadesi değişik şekillerde tefsir edilmiştir:
Bazılarına göre, buradaki “Rasul”den murat peygamberdir. Yani, Allah gaybını ancak bir peygambere bildirir. Bu yönüyle ayet, velilerle, sihirbaz ve kâhinlerin gaybî bilgisini reddetmektedir.........
