menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kenz-i mahfî ve kâşifleri

10 0
09.02.2026

Kenz-i mahfî-2

Nail Yılmaz

Fakat, “Kenz-i mahfî veya künuz-u mahfiye’’ olarak ifade edilen esrarlı hazinelerin keşfi ile ilgili bazı istisnalar vardır. Hazinenin sahibinin izni ve rızası ile ‘’iki küllî muarrif”, “Kenz-i mahfînin’’ kilidini açarak, ümmete çok geniş bir marifetullah yolunu açmışlardır. Bunlardan:

Risale-i Nur’a göre: Kur’an-ı Hakîmin ve Resulü Ekrem (as)’ın keşfettiği, “Kenz-i mahfî veya “künuz-u mahfiye,Esma-i Hüsna, sıfat ve şuunatın manevî hazineleridir.’’[3] Yani keşfedilen, ‘’Esma-i Hüsna, sıfat ve şuunatın ’’ kendileri değil, onların tecellileri olan, ‘’manevî hazineleridir.’’

Çünkü Cenâb-ı Hak, kâinat cinsinden olmadığı[4] için ve Zâtı itibariyle de imkân dairesinin dışında olduğu için[5] imkân âleminin şartları içinde,’’Zât-ı Akdes’in’’ idrak edilmesi, mahîyetinin bilinmesi ve keşfedilmesi imkânsızdır.

Zira Zât-ı Akdes-i İlahî'nin şeriki, naziri, zıddı, niddi olmadığı gibi لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ sırrıyla sureti, misli, misali, şebihi dahi olamaz.’’[6]

Ayrıca ‘’Allah’ın yarattıklarını düşünün, sakın Allah’ın Zâtını düşünmeyin’’[7] “Hadis- şerifine binaen, ilm-i kelam âlimleri Vâcib-ül Vücud olan Zât-ı Akdes’i sadece varlığı/vücudu cihetiyle bilmeyi ve tasdik etmeyi yeterli görmüşlerdir.

Çünkü Ehl-i sünnet âlimlerinin bu konuya yaklaşımlarında çok az bir kanaat farkı olsa da hepsi: “Bu sıfatlara bila keyf ve bila teşbih [8] Yani “mahiyetini sormaksızın ve teşbihte bulunmaksızın inanmak gerekir derler.

Esma-i hüsna, sıfat ve şuunat kapıları ise tecelli, tasarruf ve tezahürleri cihetiyle her zaman, herkesin talim, tedris, tahkik ve keşfiyatına açıktır.

Her gizli hazinenin bir şifresi veya anahtarı olduğu gibi, esma-i hüsna, sıfat ve şuunat hazinelerinin keşfi için bazı tılsımlı anahtarları vardır. Bediüzzaman Hz. Risale-i Nur Külliyatında bu “Kenz-i mahfî veya “künuz-u mahfiye”nin keşfine götüren kodları veya şifreli anahtarları genel olarak beş ana başlık altında tahlil eder. Bunlardan:

Fakat bu beş kâşiften enfüsî olan akıl, ene, ruh ve hayatın keşifleri, Zât-ı Akdes, esma-i hüsna, sıfat ve şuunatın imkân dairesindeki tecelli ve tezahürleri ile sınırlı iken, afâkî burhan ve kâşiflerden olan; Resulü Ekrem (as) ın, Zât-ı Akdes, esma-i hüsna, sıfat ve şuunat ile ilgili keşfiyat ve müşahadeleri imkân dairesindeki tecelliler ile beraber, ‘’imkân ve vücub ortasındaki Kab-ı Kavseyn’[14] dairesinin mertebelerine kadar uzanabilmiştir.

Hz. Bediüzzaman, Kur’an-ı Hakîmin keşfini ise: ‘’ Zât ve sıfât ve esma ve şuun-u İlahiyenin kavl-i şârihi, tefsir-i vâzıhı, tercüman-ı satı'ı…‘’[15] cümleleriyle ifade etmiştir.

1. Miftah-ı kenz olan akıl:

Fıtraten, ‘’İnsanın akıl ve fikir meydanı öyle bir vüs'attedir ki, ihatası mümkün değildir;…Bazan de o kadar haddini tecavüz eder, yükseğe çıkar ki; Vâcib-ül Vücud'u görmeğe çalışır.‘’[22]

Hülâsa insanın bu dünyada vazife-i asliyesi: ‘’Fıtratında vaz'edilen (akıl ve ene gibi) cihazatın anahtarlarıyla esma-i kudsiye-i İlahiyenin gizli definelerini açmaktır, Zât-ı Akdes'i o esma ile tanımaktır.’[23]

Fakat akıl........

© Risale Haber