Şahin Doğan'ın Said Nursi Kehaneti Doğru mu?
Bu köşede ara sıra Said Nursi'yi anlatmak, üstad hakkında haklı haksız bazı eleştirilere cevap vermek zorunda kalıyoruz. Nasıl denizin altına dalan dalgıç; denizde bulduğu bir cismi, o cismin tuttuğu bölgesine göre tarif eder. Bazısı, ince bir yerinden tutmuştur; onu büsbütün ince bir şey olarak anlatır. Bazısı, onu yumuşak bir yerinden tutmuştur, onun hepten sünger olduğuna hükmeder. Onu ancak bütünüyle gören, efradına cami olarak bilebilir ve anlatabilir.
Said Nursi konusu da böyle biraz. Onun bir cümlesini alarak onu tarif etmeye çalışan olduğu gibi; hayatının bir dönemine, hatta birkaç gününe bakarak onun hakkında hüküm verenler bile oluyor. Bunu bizzat başımdan geçmiş bir sürü misalle delillendirebilirim. Ama uzun gider diye sadece birini anlatayım.
Birisi bana "Said Nursi'yi Abdülhamid Han tımarhaneye atmıştı. O, tımarhanelik bir delidir." diye yazmıştı. Böyle deli divane birine ne yazayım, diye düşündüm. Şöyle bir cevap verdim.
"Said Nursi'yi Abdülhamid değil, onun yardakçıları, onu susturmak ve Doğuda açılmasını istediği üniversite fikrindeki ısrarından vazgeçirmek için teklif ettikleri maaşı kabul etmediği için, "Maaş kabul etmeyen hoca mı olur?" divaneliği ile kendileri yerine, onu tımarhaneye gönderdiler. Fakat asıl divanelik sendeki Said Nursi, sanki ömür boyu orada kalmış; başka da bir şey yapmamış, yazmamış gibi bir kanaatle bu soruyu soruyorsun."
Evet, gerçekten Said Nursi sanki ömür boyu orada kalmış gibi zihnini tımarhaneden bir türlü alamayan arkadaşımız, bu cevap karşısında bir dönüş de yapmadı.
Şahin Doğan da yazılarında Said Nursi'den alıntılar yapan, bazen onu tahlil eden bir değerli kardeşimiz. Nurları okuduğu ve üzerinde kafa yorduğu için, üstadı hem tanımış hem de bu fakire göre nurlardan aldığı iman dersleri, kendini muhafazada onun başrolü kitapları konumunda olmuş.
Doğan'ın yazılarına yapılan yorumlara baktığımızda; kendilerini ele veren, cehaletle kendilerini sıfırlamış ve kırkından sonra hamd ve fikrini bırakmış bazı leş kargalarının Şahin'in ayağının sekmesini dört gözle beklediklerini görüyoruz. Şahin Doğan da bazen onları sevindiren; onların mesleksiz, mesnedsiz, ruhları, akılları felçli karanlık dünyalarına yeşil ışık yakan yorumlarda bulunuyor.
Elbette ki düşünen insan, çeşitli çıkarımlarda bulunacak, kendini ifade edecektir. Zaten esas-ı insaniyet de insanın bu yönü. Yani........
