menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hz. Davud’a (AS) Gelen Zebur

5 0
previous day

Kutsal Metinlerin Aydınlatıcı Mahiyeti ve Kutsal Olmayan Metinlerin Karanlık Yapısı-5

Peygamberlere Gelen Mukaddes Kitaplar

2-Hz. Davud’a (AS) Gelen Zebur:

Mukaddes kitaplardan birisi olan Zebur’un içinde bulunan “Mezmurlar Kitap 1” in 18. Bab’ı şu şekildedir:

Rabbin kulu Davud’un Mezmurudur. Rabb onu bütün düşmanlarının pençesinden ve Saul’un elinden azat ettiği gün bu ilâhinin sözlerini Rabb’e terennüm etti ve dedi:

Seni severim, ya Rabb, ey kuvvetim.

Rabb benim kayam ve hisarım ve kurtarıcımdır;

2 Allah’ım, sığındığım kayam,

Kalkanım, kurtuluşumun kuvveti, yüksek kulem.

3 Hamde lâyık olan Rabbi çağıracağım,

Ve düşmanlarımdan kurtulacağım.

4 Ölüm ipleri çevremi sardı,

Ve yaramazlık selleri beni ürküttü.

5 Ölüler diyarının ipleri beni kuşattı;

Ölümün kementleri üzerime geldi.

6 Sıkıntım içinde Rabbe dua ettim,

Ve Allah’ımı imdada çağırdım;

Mabedinden sesimi işitti,

Ve önündeki feryadım kulaklarına erişti.

7 O zaman dünya sarsılıp titredi;

Dağların temelleri de oynadılar

Ve sarsıldılar, çünkü o öfkelendi.

8 Burnundan duman yükseldi,

Ağzından ateş yiyip bitirdi;

Ondan közler tutuştular.

9 Gökleri de iğip indi,

Ve koyu karanlık ayakları altında idi.

10 Ve bir kerubiye binip uçtu;

Ve yelin kanatları üstünde yükseldi.

11 Karanlığı kendisine örtü,

Suların karaltısını ve asümanın koyu bulutlarını

Çevresine çardak yaptı.

12 Önündeki parıltıdan onun koyu bulutları geçtiler;

Dolu ve ateş közleri...

13 Rabb göklerde gürledi,

Ve Yüce Olan ses verdi, dolu ve ateş közleri...

14 Ve oklarını salıp onları dağıttı;

Çok şimşekler de salıp onları bozgun etti.

15 Ya Rabb, senin azarlamandan,

Burnunun nefesinin vuruşundan,

Suların derinlikleri göründü,

Ve dünyanın temelleri açıldı.

16 Yukarıdan elini uzattı, beni tuttu;

Beni çok sulardan çıkardı.

17 Beni kuvvetli düşmanımdan,

Ve benden nefret edenlerden azat etti;

Çünkü onlar benden zorlu idiler.

18 Felâketim gününde önüme çıktılar;

Fakat Rabb bana destek oldu.

19 Ve beni geniş yere çıkardı;

Beni kurtardı, çünkü benden hoşlandı.

20 Rabb salâhıma göre bana ödedi;

Ellerimin temizliğine göre karşılığımı verdi.

21 Zira Rabb’in yollarını tuttum,

Ve kötülükle Allah’ımdan ayrılmadım.

22 Çünkü bütün hükümleri önümdedir,

Ve kanunlarını kendimden uzaklaştırmam.

23 Onunla kâmil idim,

Ve günahımdan kendimi tuttum.

24 Bunun için Rabb salâhıma göre,

Gözü önünde ellerimin temizliğine göre,

Karşılığımı verdi.

25 İnayetli ile inayetli olursun;

Kâmil adamla kâmil olursun;

26 Pak olanla pak olursun,

Ve iğri adamla ters olursun.

27 Çünkü hakir kavmı sen kurtarırsın,

Fakat yüksek gözleri alçaltırsın.

28 Çünkü çerağımı sen yakacaksın;

Rabb Allah’ım karanlığımı aydınlatacaktır.

29 Çünkü seninle asker üzerine hücum ederim,

Ve Allah’ımla duvar aşarım.

30 Allah—onun yolu kâmildir;

Rabbin sözü saftır;

O kendisine sığınanların hepsine kalkandır.

31 Çünkü Rab’den başka Allah kimdir?

Ve Allah’ımızdan başka kaya kimdir?

32 O Allah ki, bana kuvvet kuşatır,

Ve yolumu kâmil kılar.

33 O, ayaklarımı geyik ayakları gibi eder,

Ve beni yüksek yerlerim üzerine diker.

34 Ellerimi cenk için talim eder de,

Bazularım tunç yayı kurar.

35 Ve bana kurtarışının kalkanını verdin,

Sağ elin beni tuttu,

Ve lûtfun beni büyük etti.

36 Adımlarımın yerini genişlettin,

Ve ayaklarım kaymadı.

37 Düşmanlarımı kovalarım ve onlara yetişirim,

Ve onlar bitmeyince geri dönmem.

38 Onları ezerim ve kalkamazlar;

Ayaklarımın altına düşerler.

39 Çünkü cenk için bana kuvvet kuşattın;

Bana karşı ayaklananları altımda çöktürdün.

40 Düşmanlarımın sırtını bana çevirttin,

Ve benden nefret eyliyenleri yok ettim.

41 Onlar imdada çağırdılar, fakat kurtaran yoktu;

Rabbe çağırdılar, ve onlara cevap vermedi.

42 O zaman yel önündeki toz gibi onları ezdim;

Sokakların çamuru gibi attım.

43 Kavmın çekişmelerinden beni azat ettin;

Beni milletlerin başına koydun;

Bilmediğim bir kavm bana kulluk ediyor.

44 Kulakları işitince bana itaat ediyorlar;

Yabancı oğulları bana boyun iğiyorlar.

45 Yabancı oğulları takatsızdırlar,

Ve hisarlarından titriyerek çıkıyorlar.

46 Rabb Hayy’dir; ve kayam mubarek olsun;

Ve kurtuluşumun Allah’ı yüce olsun,

47 O Allah ki, bana öçler verir,

Ve kavmları bana tabi kılar.

48 Düşmanlarımdan beni azat eyler.

Evet, bana karşı ayaklananlar üzerinde beni yükseltirsin;

Zorba adamdan beni azat eylersin.

49 Bunun için, ya Rabb, milletler arasında sana şükrederim,

Ve senin ismine terennüm eylerim.

50 Rabb kıralına büyük kurtuluşlar verir,

Ve Mesih’ine, Davud’a ve onun zürriyetine,

Ebediyen inayet eder.

Metnin Tahlili:

Rabbin kulu Davud’un Mezmurudur. Rabb onu bütün düşmanlarının pençesinden ve Saul’un elinden azat ettiği gün bu ilâhinin sözlerini Rabb’e terennüm etti ve dedi:

Seni severim, ya Rabb, ey kuvvetim.

Rabb benim kayam ve hisarım ve kurtarıcımdır;

[Hz. Davud (AS), Cenab-ı Hakk’ı, “kaya” ya teşbih ediyor. Bunun bir sebebi, İlâhî kudretin boşluksuz, mutlak ve zâtî oluşudur. Diğer sebebi İlâhî sıfatların vahdetidir. Bu boşluksuz ve som, vahdet ve yekpare yapıyı en iyi temsil eden nesne “kaya” dır. Esmaü’l-Hüsna’dan olan Samed ismi, kusursuz, boşluksuz, som manasında olmasıyla, ayrıca “Samedâniyet dergahı” rüya ve gayb âlemlerinde taştan bir mabed ve sunak olarak temessül etmesi hakikatine nazaran Hz. Davud (AS), Samediyet-i İlahiye hakikatini ifade sadedinde ve kudret-i zâtiyesiyle Allah’ı yıkılmaz, parçalanmaz, yekpare bir “kaya” ya benzetiyor. Bu çerçevede bu teşbih, kudsî bir müteşabih ifadedir; nübüvvet dergâhına ve lisanına mahsustur.

Hisar lafzı, ihata hakikatini ifade eder. Çünkü hisar, surdan meydana gelen bir kale demektir. Kale ise, kuşattığı nesne ve kişileri koruyucudur. Hz. Davud (AS) “hisar” teşbihiyle Cenab-ı Hakk’ın kuşatıcılığını, kendisinin Onun himayesine sığındığını ifade ettiği gibi, özel ve birebir manada Cenab-ı Hakk’ın bazı özel tecellilerini kendisine “hasr” ettiğini de ifade ediyor. Hisar ve hasr lafızları aynı kökten türemektedirler. Bir peygamberin bulunduğu dönemde en özel tecelliler, o Peygambere tahsis ve hasredilir. Başkalarına verilecek ekstra lütuflar yine o Peygamber kanalından diğer kişiye aksederler. Bu cihetten, dolayısıyla o tecelliler de o Peygamberindir. Bu sırdan dolayı Hz. Musa (AS) döneminde ism-i a’zam’a mazhar hale gelip duaları makbul olan ve bu sırra mazhariyeti Hz. Musa’nın (AS) ruhundan yansıyan nurlarla elde eden Bel’am bin Baura, kavminin baskısıyla Hz. Musa’ya (AS) muhalefet ve düşmanlık edip ism-i a’zamla Allah’ın ülü’l-azm bir resulüne bedduaya kalkışınca, âyetin işaret ettiği üzere, dili köpek dili gibi dışarı sarkmış, her tülü mazhariyeti kaybedip helak olmuştur.[1]]

2 Allah’ım, sığındığım kayam,

Kalkanım, kurtuluşumun kuvveti, yüksek kulem.

[Kalkan,........

© Risale Haber