Bediüzzaman'ın Risale-i Nur'da Geçen Âyet ve Hadîslere Verdiği Şerhli/tefsîrli Meâller-6
Hadîsler hususunda da Nurlar'da sadece lafzî ibare ele alınmamış, mânâsı ve muhtevâsını en net şekilde ifade eden kelimeler ile şerhli mânâ verilmiştir. Meselâ;
اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ اَحَبَّ »
sırrınca: "Dost, dostuyla beraber Cennet'te bulunacaktır."» (Sözler, s. 499)
Bu hadîsin lafzî tercümesi şu şekildedir: "Kişi sevdiğiyle beraberdir." (Buhârî, Edeb, 96; Müslîm, Birr, 165; Tirmizî, Zühd, 50, Daavât, 98; Dârimî, Rikak, 71)
Hadîsler, çeşitli yerlerde şerhli ele alınmıştır. Meselâ şurası gibi;
«Bir kısım hayatdar ecsam, -bir hadîs-i şerîfte "Ehl-i Cennet ruhları, berzah âleminde yeşil kuşların cevflerine girerler ve Cennet'te gezerler" diye işaret ettiği
طُيُورٌ خُضْرٌ
tesmiye edilen Cennet kuşlarından tut, tâ sineklere kadar- bir cins ervahın tayyareleridir.» (Sözler, s. 505)
Hadîsin kaynağı için bkz. Müslîm, İmâre, 121; Ebû Dâvûd, Cihad, 25; Tirmizî, Tefsîru Sûreti Âl-i İmrân, 19, Fedâilü’l-Cihâd, 13; İbn Mâce, Cenâiz, 4; Dârimî, Cihâd, 18; Müsned, 1:266, 6:386.
Yâsin Sûresi, 36/79 âyetine şu şekilde Nurlar'da meâl verilmiştir;
«Der:
قُلْ يُحْيٖيهَا الَّذٖٓى اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍ
Yani: "Sizi hiçten bu derece hikmetli bir sûrette kim inşa etmiş ise, odur ki, sizi âhirette diriltecektir."» (Sözler, s. 524)
Haşrin/öldükten sonra dirilmenin delillerinden de olan Rum Sûresi, 30/27 âyetine de şu şekilde bir vecîz meâllendirme yapılmıştır;
«Hem der ki:
وَهُوَ الَّذٖى يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعٖيدُهُ وَهُوَ اَهْوَنُ عَلَيْهِ
Yani: "Sizin haşirde iadeniz, dirilmeniz, dünyadaki hilkatinizden daha kolay, daha rahattır."» (Sözler, s. 524)
Lafzî meâllendirmelerde "Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin." (İsrâ Sûresi, 17/44) şeklindeki âyete tefsîrli ve belîğ bir tarzda şöyle meâl verilmiştir Nurlar'da;
«Nübüvvetin düstûr-u hakîmanesinden
وَ اِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ
sırrıyla: "Her şeyin, her zîhayatın neticesi ve hikmeti kendine ait bir ise; Sâni'ine ait neticeleri, Fâtır'ına bakan hikmetleri binlerdir. Herbir şeyin, hattâ bir meyvenin; bir ağacın meyveleri kadar hikmetleri, neticeleri bulunduğu" mahz-ı hakikat olan düstûr-u hikmet........
