DİL EĞİLİNCE…
Söz doğrudan, dürüstlükten, haktan ayrılır, dil, doğruyu, hakkı değil çıkarlarına uygun olanı söylemeye başlarsa akıl susar, aklıselim ve vicdan kaybolur, şahsiyet, insanlık ve iman zedelenir.
Bu yalnızca kişisel çürüme, bireysel bir ahlâk sorunu değil toplumsal çürüme ve toplumsal ahlaki çöküştür. Çünkü dalkavukluk hem yalan söyleyerek hem de gerçeği gizleyerek vicdansızlığa, merhametsizliğe, adaletsizliğe, hukuksuzluğa, zulme ortak ve sebep olmaktır.
Dalkavukluğun yaygınlaştığı ve değer gördüğü toplumlarda liyakat ölür, hak, hukuk, adalet kaybolur. Hak eden, liyakatli olan değil, methiye dizen, riyakârlığı beceren kazanır.
Bu toplumlarda eleştiri düşmanlık, eleştiren düşman sayılır. Doğruluk tehdit olarak algılanır ve zulüm alkışlanır, zulmedenler övülür. Hal böyle olunca da yöneticiler dalkavukların ördüğü yalan duvarlar arasında haktan, hakikatten, toplumdan kopar ve sonunda kaybeden hem kendisi, hem halkı olur.
İslam âlimleri de, batı filozofları da dalkavukluğu iyiliğin, doğruluğun, faziletin düşmanı bir ahlâksızlık ve........
