Evsizin Doğum Gününü Kim Kutlar?
Evsizin Doğum Gününü Kim Kutlar?
Evsizin Doğum Gününü Kim Kutlar?
Kaab Camii, geceyi sokakta geçirmenin tehlikesine karşı insanın geçici ama güvenli evi, başına geleni paylaşabileceği, derdini anlatabileceği yeri. İşsiz kalan, kirasını ödeyemeyip evsiz kalan, madde bağımlısı olup sokakta kalan, yas, ihanet, tecavüz ve travma sonrası hayatta kalan, hapisten çıkıp ortada kalan, memleketine dönecekken yolda kalan hasılı İstanbulluların görmek, kurumların yüzleşmek istemediği “artakalan” herkes bu istasyonda durup soluklanır, aynı sofrayı, misafirhaneyi, mabedi paylaşır.
Kılıfsız, yeni bir setar elindeydi ve bağrı açık, hiçbir şeye aldırış etmeden yürüyordu. Şah Cami’nin merdivenlerinden aceleyle aşağıya indi, ikinci el eşya tezgâhlarının ve insanların içinden güçlükle geçiyordu. Bu zamana kadar kendisini ağlatacak denli içli saz çalmamıştı. Ya meclis münasip değildi ya para karşılığında saz çalması için davet edenler gözyaşlarını görmek istemiyordu ya da kendisi tellerin kopacağı korkusuyla mızrabı olabildiğince yavaş ve yumuşak vuruyordu. İş öldürücü, o da çok zayıftı. İlk bakışta madde bağımlısı izlenimi verse de bugünkü sevinci ve bir saattir yani saz sahibi olduğundan beri hissettiği sıcaklık yanaklarını kızartıp alnını yakıyordu.
Bu hayallerle Şah Cami’nin eşiğine adımını atmıştı ki caminin kenar kulübesinde tespih çekerek müşteri bekleyen aktar çırağı tezgâhın arkasından atlayıp bileğinden yakaladı: “Dinsiz! Bu küfür aletiyle camiye! Allah’ın evine ha?” Birçok kişi müdahil oldu. Çırak Allah’ın evine girmeye çalışan kâfirden dolayı gazaba gelmiş, küfredip lanet okuyor, Müslümanları yardıma çağırıyordu. Nasıl olduğunu hiç kimse anlamadı, kendisi bile. Sazın yere çakılan ahşap gövdesi üç parçaya ayrılıp telleri birbirine dolandığında kalabalığa hayretle bakıyordu. Çırak dini vazifesini layıkıyla yaptığından emin, tespih çekiyordu. Ümitleri setarın telleri gibi. Hayalleri kırılmış sazının gövdesi gibi, parçaları kalbine batıyordu.
Celâl Âl-i Ahmed’in bu hikâyesi Şah Cami’de, İsfahan’da geçiyor ama bize çok tanıdık. Kim layıktır camiye girmeye? Allah’ın evinin kapısı kimlere açıktır? Bazı camilerin güvenlik, temizlik görevlileri, kahvehane/çay evi müdavimleri veya civarındaki esnaf herkesin elini kolunu sallayarak içeri giremeyeceğini “gösterirler”. Üstü başı pejmürde çocuklardan, berduş ve ayyaşlardan yahut pantolonu dar, kolları açıkta kadınlardan canla başla korurlar camileri.
İstanbul’un göbeğindeki bazı camiler sadece vakit namazlarında kısa süreliğine açılıyor. Eminönü’nde tarihi bir camide, “Kilitlemezsem evsizler gelip uyuyor” diye açıklıyor imam, anahtarı uzatırken. Azapkapı’da bir caminin güvenlik görevlisi işinin ne kadar zor olduğundan bahsediyor uzun uzadıya, caminin etrafı evsiz, tinerci çocuklarla dolu zira. Sabahları camiye gelir gelmez avluyu ve etrafı bu çocuklardan bir güzel “temizliyor”. Cihangir’de bir imam, “Camiyi kilitli tutuyoruz çünkü evsizlerle arbede yaşıyoruz; tuvaletleri de pis kullanıyorlar” diyor.
Parklarda, banklarda bütün gece tavşan uykusu ya uyumuş ya uyumamış evsizler, gündüz güvenli ve sesiz bir yerde dinlenmek ister. Bunun önüne geçmek adına cemaat dağılır dağılmaz, iki vakit arasında kilitli ve böylece “temiz” tutulur camiler. Antropoloji ve sosyoloji literatüründen bildiğimiz üzere, evsizler hamam böceklerinin toplumdaki karşılığıdır. Toplumsal düzenin sınırındaki tehlikeli bir kirlenme. Uyandırdıkları korku, tiksinti ve nefretin altında orta sınıfın statü endişesi, sınıfsal olarak alttakine yaklaşma kaygısı vardır. Daimî bir kirlenme korkusu toplumsal ve mekânsal sınırların korunmasını beraberinde getirir.
İnsanın evini kaybetmesi, birini kaybetmek gibi.
İstanbul’da evsiz kalırsanız ilk geceyi, alabildiğine kalabalık bir yerde geçirmek istersiniz, Gezi, Arkeoloji ya da Saraçhane parkında muhtemelen. Tavşan uykusu ve uykusuzluk arasında gidip gelirken gözleriniz kapandığında eşyalarınız çalınır. Gözlerinizi açtığınızda sadece evsiz değil, kimliksiz de kalmışsınızdır. Gün içinde yemek bulmak zorundasınız, banyo gibi kişisel ihtiyaçlarınızı gidermek, geceyi geçirebileceğiniz........
