menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nato Kafa Nato Mermer Bilmez: İran’dan Ayrı Değil Anka’mız

5 0
yesterday

Nato Kafa Nato Mermer Bilmez: İran’dan Ayrı Değil Anka’mız

Nato Kafa Nato Mermer Bilmez: İran’dan Ayrı Değil Anka’mız

Ebedi rehberimiz Medine’de, yol imamlarımız Bağdat ve Kahire’de. İmam Şafii’miz Kahire’de, Şah-ı Nakşıbendi’miz Buhara’da, Geylani’miz Bağdat’ta. Maturidi’miz Semerkand’da. Biz Nato lügatiyle düşünmüyoruz.

Gazze şehitlerinin ve İran’ın Münab şehrindeki Şecere-i Tayyibe adlı okulun bahçesinde, İsrail-ABD bombalarıyla hunharca şehit edilen yüz yetmiş beş kız çocuğu ve Ali Hamaney’in hatırasına…

Bakmayın cehli mürekkebin kör ve dar dürbünüyle kâh Kürecik kâh İncirlik radarından bakarak inşa ettiği ham, sığ, kaba, kalın ve utanç verici dile. Bakmayın adesesini kara donluların belirlediği ganimet, çapul, yağma ve talandan pay kapmak olan düşük ruhlu müptezellere. Reel politiği, stratejik taktikleri, köpüklü yanaşmacıları, espiyonaj elemanlarının analizlerini boşverin. Varsa, gönlünüzden, ruhunuzdan, vicdanınızdan bakın yer ve gökyüzüne. Siz siz olun, İran’da, Şecere-i Tayyibe denen okulun bahçesine bomba atan ve yüz yetmiş beş kız çocuğunu kavurarak yakan mel’unlarla aynı yöne bakmayın. 

Tarih bu günden, Turan İran’dan, Hicaz Anadolu’dan, Rumeli Kafkasya’dan ayrı değildir. Öyle değil diyenle yönümüz yolumuz ufkumuz ayrıdır. Aramızdaki ihtilaflar aramızdadır. Siz siz olun, efendileri namına söz alan nöbetçi provokatörlerin, kiralık kalemlerin, vicdansız tetikçilerin ektiği siyanürlü tohuma ve o zehirli yemişe dokunmayın. Zor zamanlarda satılık adamlar zehirli tohum ve yemiş ihalesi alıyor, saçtıkları zehir kadar hak ediş temin ediyor, kan içen gangsterlerin sevincine gölge düşmesin diye onlar adına müslüman mahallesinde tarihten coğrafyadan mühimmat topluyorlar. 

Türkçeyi Farsçadan ayırmak, İran ile Türkiye’yi karşı karşıya getirmek, Fuzuli’yi Şehriyar’a, Sadi’yi Akif’e, Hafız’ı Sezai Karakoç’a kırdırmak istiyorlar. Yurdumuzu bir ve bütün görmüyor, bizi kardeş saymıyorlar. “Ulus var, uhuvvet yok” diyorlar. “İbrahim milleti, Muhammed ümmeti fikri ulusal birliğe mani” diyorlar. Hatta bunların birbirini tehdit ettiğini söylüyorlar. “Evlatlarımıza, tarihine, kitabına, ruhuna kurşun at” diyorlar. Cahiliyeyi ateşleyen bu ağzı kalabalık cahillerden yüz çevirmeliyiz. İkide bir etnik istatistiklerle, haritalarla fay hatlarını tetikleyen bu adamlar dillerimizi birbirinden çekerek bizi birbirimizden koparabileceklerini sanıyorlar. İsfahan’a, Şiraz’a, Tebriz’e, Şam’a, Bağdat’a, Kudüs’e, Gazze’ye; Washington, Tel Aviv adesesinden bakmamızı, ruhumuzun kolonlarını çekerek bizi divansız, dermansız çökertmek istiyorlar. Günün sonunda hiçbirimize oturacak bir yer minderi bırakmak istemiyorlar. 

Cahiller, ne kadar cahilsiniz. Hani ilim dili Arapça, edebiyat dili Farça ve Türkçe’ydi? Selçuklu beyliklerinden Osmanlı’ya, Kanuni, Yavuz, Bayazıt, Üçüncü Murad niye Farsça divan yazdılar? Yavuz Sultan Selim niye Farsça divan yazdı da Şah İsmail’in Hatayi Divanı Türkçedir? Mevzu dil, tarih, düşünce, inanç, namus, nomos değilse nedir? İzzettin Kılaçaslan’dan beri mesnevihanların, şehnamehanların, tekkelerin medreselerin inşa ettiği dili ve manayı ve ufku ve remizleri ve mazmunları yok edin de biz birbirimizden büsbütün yüz çevirelim. Hem siz hangi dil, tarih, coğrafya ve vatandan geliyorsunuz? Bizi akıl, gönül, dil, düşünce ve tarih fukarası mı zannediyorsunuz? 

Sizce bizim İran’dan ayrı bir Simurg’umuz, ayrı bir Anka’mız, ayrı bir musikimiz, ayrı bir şiirimiz, ayrı bir peygamberimiz, ayrı bir Kur’an’ımız, ayrı bir Ali’miz ve Selman’ımız mı var? Sizce bizim ayrı bir kıblemiz, ayrı bir ezanımız, ayrı bir safımız, ayrı bir Kâbe’miz, ayrı bir Arafat’ımız, ayrı bir bam telimiz mi var? Biz yüz yıllar boyu iç içe yaşamış, birbirimizden dil, düşünce, endişe, anlam almışız. Bizim hükümdarımız Cami’ye hayrandır, biz de hayranız. Peki ya siz bize ne diyorsunuz? “Tarih tarihte kaldı, siz Kore Harbi’nden beri Nato üyesisiniz, Gladio’nun reçetelerine uyun, rüya görmeyin, geçmişi unutun” mu diyorsunuz, ne diyorsunuz?  Farsçasız, Arapçasız Türkçe, abdestsiz, namazsız, kıblesiz kalır. Biz kitapsız, kalemsiz olamayacağımız gibi, makamsız, acemsiz, hicazsız, kürdisiz, çargâhsız,........

© Perspektif