Siyasi Parti Genel Kurullarının Yargısal Denetimi Meselesi
CHP kongrelerinin iptali istemiyle hukuk mahkemelerinde açılan davalarda bu mahkemeler görevli değildir. Anayasa ve diğer kanunlar gereği bu konularda seçim kurulları ile YSK görevlidir.
M. EMİN ZARARSIZ 22 Ekim 2025Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) gerek 38. Olağan Kurultayı, gerek 21. Olağanüstü Kurultayı gerekse de İstanbul il kongrelerinin iptali istemiyle açılan davalar (kamuoyunda mutlak butlan davası olarak isimlendirilmiştir) ve İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2 Eylül’de aldığı ara karar, siyasi partilerin kongrelerinin ve kongrelerinde alınan kararların denetiminde hangi yargı yolunun (adli, idari, seçim) kullanılacağı sorusunu önemli bir gündem maddesi hâline getirmiş bulunmaktadır.
Öncelikle CHP olağan ve olağanüstü büyük kongreleri ile il kongrelerine karşı açılan davaların genel hatlarıyla kısaca bir geçmişine bakalım. Ancak bu yazının kaleme alınmaya başlandığı tarihten yazının tamamlandığı güne kadar adeta takibi imkânsız, baş döndürücü hızda gelişmeler yaşandı. Mahkemeler ve Yüksek Seçim Kurulu peş peşe ara ve kesin kararlar almış; CHP İstanbul İl Yönetimi görevden uzaklaştırılarak yerine geçici heyet (kayyım) görevlendirilmiş, CHP tarafından hem olağan hem de olağanüstü kurultay kararları alınmış ve bunlardan bazıları gerçekleştirilmiştir.
Gerek Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinde başlayan ve 15 Eylül 2025 tarihine ertelenen CHP’nin 38. Olağan Kurultayının ve 21. Olağanüstü Kurultayının iptali (mutlak butlan) davası nedeniyle gerekse İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin CHP İstanbul 38. Olağan İl Kongresinin iptali istemiyle açılan davada vermiş olduğu ara kararlar, konunun hararetini daha da artmış, üniversitelerin anayasa hukuku ve siyaset bilimi öğretim üyeleri tartışmalara dâhil olarak siyasi partilerin kongre seçim kararlarının iptali konusunda adli yargının mı yoksa seçim yargısı olan YSK ile il ve ilçe seçim kurullarının mı görevli olduğunu (yargı yolu) değerlendirmeye başlamışlardır.
CHP, İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2 Eylül 2025 tarihinde verdiği ara karar aleyhine YSK’ya itiraz etmiş, YSK 5 Eylül 2025 tarihinde vermiş olduğu kararla Sarıyer, Tuzla, Bakırköy, Başakşehir, Ataşehir ilçe seçim kurullarının başlayan kongre sürecini durdurulmasına ilişkin kararları tam kanunsuzluk nedeniyle kaldırılmış ve kongrelerin kaldığı yerden devamına karar vermiştir. CHP’nin, aynı mahkemenin il yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ilişkin alınan karara yönelik yapmış olduğu itiraz ise YSK tarafından reddedilmiştir.
Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, 11 Eylül 2025 tarihinde CHP 38. Olağan Kurultayı ile İstanbul İl Kongresinde delegelere menfaat temin edilerek delegelerin iradelerinin fesada uğratıldığı iddiasıyla alınan bütün kararların iptal edilmesi, kurultay ve kongrenin mutlak butlan ile yok hükmünde sayılmasına ilişkin bu mahkemeye de açılan davada pasif husumet yokluğu nedeniyle davayı esastan reddeden bir karar vermiş ve tartışma başka boyutlara taşınmıştır. Diğer bir deyişle Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesine göre böyle bir dava CHP aleyhine açılamaz, CHP böyle bir davada davalı olamaz. Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin bu kararından sonra kamuoyunda İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının geçerli olup olmadığı ve 15 Eylül 2025 tarihine ertelenen Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinin CHP 38. Olağan Kurultayı hakkında mutlak butlan kararı vererek Kurultayı başından itibaren yok hükmünde sayıp saymayacağı tartışılmaya başlanmıştır.
Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi 15 Eylül 2025 tarihine ertelemiş olduğu davayı bu tarihte görmeye başlamış ve tartışmalara yeni bir boyut kazandıracak bazı kararlar vererek davayı bu kez 24 Ekim 2025 tarihine ertelemiştir. Duruşmada davacı vekili “kamu düzenin sağlanması için, mutlak butlanla sakatlanmış kurultay ile seçilmiş olan partinin Genel Başkanı Özgür Özel’in, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi Üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına karar verilmesini” talep etmiş; ayrıca “Kurultayın mutlak butlanla sakatlanmış olduğunu, bundan ötürü yok hükmünde sayılacak olmasından dolayı önceki Kurultayda seçilmiş olan Kemal Kılıçdaroğlu ve önceki Parti Meclisi ve Yönetim Kurulu üyelerinin nihai olarak verilecek karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevlerine iadesini” istemiştir. Mahkeme davacı vekilinin tüm tedbir taleplerinin daha önce değerlendirildiğinden ve reddedildiğinden “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermiş; Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi ve Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesine müzekkere yazılarak bu mahkemeler tarafından verilen karar ve gerekçeli kararın dosyaya kazandırılmasına hükmetmiş; ayrıca CHP’den 21 Eylül’de yapılacağı belirtilen (22.) olağanüstü kurultayına ilişkin delege listesinin, birleştirme tutanaklarının, seçimde oy kullanan ve kullanmayan, seçime katılan ve katılmayan tüm delegelerin isim listesinin istenmesine ve İstanbul İl Kongresinde seçime katılan ve katılmayan, oy kullanan ve kullanmayan delege listesinin istenmesine karar vererek duruşmayı 24 Ekim 2025’e ertelemiştir.
24 Eylül 2025’te daha ilginç bir gelişme yaşanmış ve İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi 2 Eylül 2025 tarihli ara kararına da atıf yaparak 24 Eylül’de yapılmasına başlanan CHP İstanbul Olağanüstü İl Kongresinin durdurulmasına karar vermiştir. Oysa İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2 Eylül 2025 tarihli ara kararı aleyhine CHP, YSK’ya itiraz etmiş ve YSK İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin durdurma kararını tam kanunsuzluk olarak değerlendirip bu kongrelerin yapılmasına hükmetmiştir. CHP’nin konuyu YSK’ya taşıması üzerine YSK aynı gün toplanarak İstanbul İl Kongresinin yapılabileceği kararını vermiştir. Diğer bir ifadeyle mahkeme bir anlamda YSK’nın kararının kendisini bağlamayacağını ve kendisinin 2 Eylül 2025 tarihinde vermiş olduğu kararının geçerli olduğunu kabul etmiş oldu. Mahkemenin İstanbul Valiliğine ve Sarıyer 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığına gönderdiği ara kararının geçerli olduğu ve bu nedenle kongrenin yapılmasının mahkeme kararına aykırı olduğu ve çalışmaların durdurulması gerektiği yönündeki karar da YSK tarafından ikinci kez kaldırılmış oldu.
Şimdi ortada İstanbul İstanbul ve Ankara’daki mahkemelerin 4, YSK’nın ise iki kararı bulunmaktadır. Gerek İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin, gerekse Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararları bakımından bu mahkemelerin her biri aynı derecede bağımsız mahkemeler olup birbirlerinin kararlarına yapılan itirazlar üzerine verilen bir karar söz konusu olmadığından bu mahkemelerin kararları geçerlidir denilebilir. Ancak davacıları farklı olmakla birlikte aynı konuda birden fazla açılan davada mahkemelerin farklı kararlar vermesi başka bir sorunu da gündeme getirmektedir.
Bu kısa tarihçeyi cevabını kamuoyuna bırakacağımız bir soru ile tamamlayalım:14 Mayıs 2023’teki Cumhurbaşkanlığı seçimi birinci turunda hiçbir adayın kazanamaması nedeniyle seçimin ikinci turunda CHP adayı az bir farkla kaybetmiş olmasaydı, 31 Mart 2024’teki mahalli idareler seçiminde CHP adaylarının İstanbul yanında daha birçok büyükşehir belediye başkanlığı ile muhafazakâr kesimin kalesi olarak görülen çok sayıda ilin belediye başkanlığını da kazanarak birinci parti olmasaydı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali, tutuklanması, akabinde çok sayıda büyükşehir belediyelerinin ve ilçe belediyelerinin CHP’li başkanlarının tutuklanması ve bazılarının yerine kayyım atanması ile bu yazının konusu olan CHP kurultaylarının iptali süreçleri yaşanır mıydı?
Kararların Değerlendirilmesi ve Görevli ve Yetkili Mahkeme
Örgütlenme özgürlüğü/hakkı gerek tüm dünyada gerekse ülkemizde önemli mücadeleler sonucunda kabul edilmiş ve gerek Birleşmiş Milletler sözleşmelerinde gerekse kurucu üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi sözleşmelerinde düzenlenerek güvence altına alınmıştır. Ülkemizde siyasi partiler, sendikalar ve konfederasyonları ile dernekler birer temel hak ve hürriyet olarak hem 1961 Anayasasında hem de 1982 Anayasasında kabul edilerek anayasal hak olarak düzenlenmişlerdir. Bu kapsamda demokratik hukuk devletlerinde kanun düzeyinde yapılan düzenlemelerde siyasi partiler, sendikalar ve dernekler birbirlerine benzer hükümlerle düzenlenmiş kuruluşlardır.
Konu ile ilgili esas mesele, açılan bu davalarda ve genel olarak siyasi partilerin kongrelerinde yapılan seçimlerin denetiminde temel hukuki problem hangi yargı yolunun/kolunun görevli olduğudur. Diğer bir deyişle siyasi partilerin gerek il ve ilçe kongrelerinde gerekse büyük kongrelerinde yapılan seçimlerin iptali konusunda adli yargı mı yoksa seçim yargısı olan YSK, ile il ve ilçe seçim kurulları mı görevlidir?
Konuyu hukuka uygun bir şekilde değerlendirebilmek için öncelikle konuya ilişkin hükümlerin tespit edilmesi gerekmektedir.
Öncelikle ifade edelim ki Anayasasının 142. maddesine göre “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.” Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre de “Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.” Asliye hukuk mahkemelerinin görevinin belirlendiği hükme göre “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler........© Perspektif
