Hürmüz düğümü: Zorlayıcı diplomasi ve enerji savaşı
Orta Doğu’da son günlerde yaşanan gelişmeleri salt İran ile İsrail- ABD hattı arasındaki askeri gerilim olarak okuyamayız. Bu tablo; ABD, Rusya ve Çin gibi küresel güçler için olduğu kadar, Hindistan, Pakistan ve İsrail açısından da hem fırsatlar hem de ciddi riskler barındıran çok katmanlı bir jeopolitik satranç. Her aktör enerji güvenliği, bölgesel nüfuz ve küresel konumlanma hesabı yaparken, aynı anda ağır maliyet ihtimallerini de göze alıyor. Böylesine kırılgan bir zeminde Türkiye’nin özellikle Suudi Arabistan ile birlikte yürüttüğü yoğun diplomasi, tansiyonu düşürmeye dönük telefon trafiği ve çok yönlü arabuluculuk kapasitesi, Ülkemizi hem sahada hem masada süreci yöneten en etkin aktör konumuna getiriyor.
Ancak düğümün asıl kilitlendiği yer Hürmüz Boğazı. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 30’nun geçtiği bu dar su yolu, artık yalnızca bir enerji koridoru değil; doğrudan bir stratejik baskı aracı. İran’ın Hürmüz kartını masaya sürmesi, petrol fiyatlarını küresel enflasyonun ana tetikleyicisine dönüştürebilir. Böyle bir tabloda Avrupa daha da kırılganlaşır; Çin’in enerji tedarik zinciri baskı altına girer, küresel piyasalarda sert dalgalanmalar başlar. İlginç olan nokta, ABD’nin bu yolla enerji ihracatçısı konumuyla göreli bir avantaj yakalama arayışı içinde olması. Bu nedenle Hürmüz’de yaşanacak her gerilim yalnızca bölgesel değil, doğrudan küresel sonuç üretir.
Yazının devamı için TIKLAYINIZ!
