AHBAP: STK krizi mi toplum krizi mi yönetim krizi mi?
Herşeyden önce bir STK’nın bu kadar büyümesi ve popülerleşmesinin devlete/hükümete olan güvensizliğin bir yansıması olduğunu söylemek mümkün. Ancak mesele salt politik açıklamalarla geçiştirilecek kadar basit değil. Evet AKP iktidarı yolsuzluklarıyla, üst üste meydana gelen skandallarla toplumun özellikle de belirli bir kesiminin güvenini kaybetti, burası gerçek. Ama mesele sadece güven kaybından ibaret değil, aynı zamanda katı hiyerarşiye dayanan, şeffaflıktan yoksun, denetlenemeyen hantal aygıtlara karşı mesafelenmenin rolünü de göz ardı etmemek gerekiyor.
AHBAP’ın olağanüstü büyümesi ve toplumsal bir sığınağa dönüşmesinin kökenleri, sivil toplumun, yönetişimin ve toplumsal psikolojinin kesiştiği bir yerde yatıyor. Giderek güven erozyonuna uğrayan kamu kurumları karşısında sivil toplum, halk için güvenli bir sığınak olabilir. Kamu kurumları (örneğin Kızılay veya AFAD), yalnızca iktidarın siyasi bagajı nedeniyle değil, liyakat tartışmaları ve koordinasyon eksiklikleri nedeniyle de ciddi bir meşruiyet aşınması yaşadı.
Kriz anlarında insanların bütün yolsuzluk ve bürokratik hantallığa rağmen devlet kurumlarına yönelmesi anlaşılabilir bir durumdur. Özellikle mağdur ve felaketzedelerin kurumsal ve sağlam bir yapıya doğru yönelmesi, tamamen çaresiz ve tek başına kalan mağdurun sağlam bir kulpa yapışmak istemesine yorulur. Halbuki 2023 depreminde mağdur ne........
