FÖŞ yazdı: S-400’ler gidici, ya F-35’ler?
Sevgili Reis’im 25 yıldır içeride tüm rakiplerini dereye götürüp susuz getirdi de “ihracat pazarında” Ukrayna Savaşı’na kadar hiçbir varlık gösteremedi. Herhalde dış politikada verdiğimiz en yanlış kararlardan biri de Ruslardan S-400 satın almak oldu. Öncelikle S-400’ler gereksizdi. Türkiye’yi füze yağmuruna tutacak sadece iki ülke var; bunlar da Rusya ve İran. Her ikisiyle de müttefiğiz. Batı, S-400 siparişini Türkiye’nin Rusya yörüngesine girmesi olarak algıladı ve o günden bu yana da bize asla güvenemedi. Bu karardan önce az çok aşk evliliği olarak yürüyen ilişkiler, dosya bazında bir gecelik maceralara döndü.
Ama Ukrayna Savaşı’yla Erdoğan’ın oyun alanı olan dünyada tüm dengeler değişti. Rusya’nın bölgede etkisi azalınca Suriye’de Esad rejimi düştü, Ermenistan da Yukarı Karabağ’ı geri aldı. Rusya’yla ekonomik ilişkilerin de önemi azaldı, çünkü bize sattığı doğal gaz ve petrol yaptırım altındaydı.
Artık Erdoğan’ın önemli bir stratejik karar verdiğini düşünüyorum. S-400 sistemlerinin askeri açıdan kendisi için ne kadar faydalı olduğundan bağımsız olarak, CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasının ve ABD ile savunma ilişkilerinin normalleşmesinin sağlayacağı siyasi, askeri ve ekonomik kazanımların çok daha ağır bastığı kanaatinde olabilir.
Geçen hafta Milli Savunma Bakanlığı, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü’nün açıklamaları, Ankara’nın S-400 meselesini çözme konusunda artık net bir irade ortaya koyduğunu gösterdi. Nitekim Akar ve Gümrükçü, Washington’da üst düzey Amerikalı yetkililerle bir araya gelerek hem Türkiye’nin yüzünü kurtaracak hem de Washington açısından kabul edilebilir bir çözüm üzerinde çalıştı.
Amaç açık: S-400 krizini geride bırakmak, CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasını sağlamak ve Türkiye’nin yeniden F-35 programına kabul edilmesinin önünü açmak.
Hulusi Akar’ın temaslarını “son derece verimli” olarak nitelemesi ve NATO Parlamenter Asamblesi ABD Delegasyonu Başkanı Mike Turner’ın Ankara’daki NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin F-35 programına dönüşüne ilişkin görüşmeleri “çok umut verici” olarak değerlendirmesi, Washington’daki havanın geçmiş yıllara kıyasla belirgin biçimde değişmeye başladığına işaret ediyor.
Ancak bilindiği gibi şeytan ayrıntıda gizlidir.
Ankara’nın önünde son derece dar bir diplomatik koridor bulunuyor. Bir yandan S-400 meselesini Putin’i gereksiz yere kızdırmadan çözmesi gerekiyor; diğer yandan ise hem Demokrat hem Cumhuriyetçi Kongre üyelerini, CAATSA Yasası ile 2020 Savunma Yetkilendirme........
