Türkiye'de gücün yeni dili: Siyasetin kriminalleşmesi
TBMM çatısı altında dün ortaya çıkan CHP gerginliğinin ana sebebi ne?
Bir dönem iktidar ve muhalefet, seçmeni ikna etmek için yarışırdı. Bugün ise gündemin önemli kısmını soruşturmalar, davalar, tutuklamalar, kayyumlar, siyasi yasaklar ve mahkeme kararları oluşturuyor.
Artık siyasetçiler ne yaptıklarıyla değil, başlarına ne geleceğiyle konuşuluyor. Televizyon ekranlarında, sosyal medyada ve gazete manşetlerinde siyasi rekabetin dili giderek vaatten cezaya kayıyor…
Mesele yalnızca hukuki süreçler değil, cezanın giderek siyasetin merkezine yerleşmesi. Bir ülkede siyasi mücadelenin temel dili kriminalleştiğinde toplumun siyaset algısı da değişir. Siyaset, projelerin ve fikirlerin yarıştığı alan olmaktan çıkar, risklerin, tehditlerin ve yaptırımların konuşulduğu zemine dönüşür.
CHP’nin yaşadığı bölünme salt parti içi kriz değildir. Tartışma artık kimin yöneteceği meselesini aşmıştır. Asıl soru şudur: Siyaseti belirleyen sandık mı olacak, yoksa mahkeme kararları mı?
Halk, siyasi partilerin ne önerdiğine değil, kimin hakkında hangi soruşturmanın açıldığına odaklanmaya başladığında, mesele partilerin geleceği olmaktan çıkar, siyasal sistemin meşruiyetine dönüşür. Bugün Türkiye’de yaşanan dönüşümün en dikkat çekici yanı da budur…
KORKU BAĞLILIK YARATMAZ
Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla CHP yönetimine dönüşü, Türkiye’de siyasetin giderek ceza ve hukuk ekseninde yeniden kurulduğu tartışmasını büyüttü...
Korku, iktidarın keşfettiği en eski yönetim araçlarından biri. Tarih boyunca iktidarlar yalnızca halkın........
