Ekranlarda dengeler değişiyor... Kral Kaybederse’den ‘demokrasi’ mesajı
Uluslararası pazarlarda uzun yıllardır çalışan ve Türk dizilerinin dış satışı konusunda uzman bir sektör profesyoneliyle yaptığımız kapsamlı sohbet, hem Türkiye’deki dizi endüstrisinin bugünkü durumunu hem de küresel televizyon dünyasının geçirdiği büyük dönüşümü açık biçimde ortaya koyuyor. Uzman, bu yıl Cannes’ da düzelenen önemli sektör fuarı MIPCOM’un sektörün içinden geçtiği yapısal değişimin somut kanıtı olduğunu söylüyor.
MIPCOM’DA KATILIM DÜŞTÜ: GÖRÜŞMELER KAFELERDE YAPILDI
Bu yıl Cannes’daki MIPCOM fuarı önceki yıllara kıyasla, oldukça sönük geçti. Katılımcı sayısı ciddi biçimde azalırken artan fiyatlar nedeniyle birçok şirket fuar alanına girmeyi tercih etmedi. Toplantılar büyük oranda otel lobilerinde, kafelerde ve açık alanlarda gerçekleşti.
PRODÜKSİYON KALİTESİ ELEŞTİRİLİYOR
Özellikle MENA, Latin Amerika ve Avrupa’dan gelen alıcılardan ortak bir geri bildirim var bizim diziler ile ilgili; mekânlar eski görkemi taşımıyor, kostüm ve stil yaratmada belirgin bir sadeleşme var ve dizilerin büyük prodüksiyon hissi zayıflamış durumda.
Artan maliyetler, yüksek oyuncu ücretleri, Türkiye’deki ekonomik sıkışma ve yeni mekân yaratılmaması bu tabloyu güçlendiriyor.
REYTİNG PANELİ GENİŞLEDİ: PAZAR TOTAL İZLEYİCİYE KAYDI
Türkiye’de reyting panelinin 58 milyondan 78 milyona çıkarılması sektörde dengeleri değiştirdi. Yeni yapı, izleyiciyi total ağırlıklı bir profile yönelttiği için AB kitlesine yönelik diziler artık reyting almakta zorlanıyor. Yabancı alıcıların ilk sorusu hâline gelen kriter ise net: “Bu dizi Türkiye’de tutuyor mu?”
Alıcılar artık reyting dışında sosyal medya verilerini, YouTube izlenmelerini, dizi haberleri yapan sitelerin analizlerini ve Türkçe diziler ile ilgili çıkan haberleri ve yorumları tarayarak karar veriyor.
SATIŞ DEVAM EDİYOR: BAZI DİZİLER ÖNE ÇIKTI
Tüm sıkıntılara rağmen Türk dizileri dış pazarda güçlü konumunu koruyor. Bu yıl özellikle üç yapımın öne çıktığı belirtiliyor:
• Uzak Şehir
• Eşref Rüya
• Taşacak Bu Deniz
Dağıtımcılar, farklı ülkeler Türk dizisine alternatif üretmeye çalışsa da, halen aynı başarıyı yakalayamadığını vurguluyor.
______
KÜRESEL REKLAM KRİZİ TÜRKİYE’DE DAHA SERT HİSSEDİLİYOR
Pandemi sonrası dünya genelinde reklam gelirleri düşerken bu durum, ABD’den Kore’ye kadar tüm televizyon pazarlarında sıkıntı yaratıyor. Ancak Türkiye’de çok yüksek enflasyon ve hızla artan prodüksiyon maliyetleri krizi derinleştiriyor.
Sektördeki döngü şöyle özetleniyor:
“Reklam yok → bütçe yok → kalite düşüyor → izleyici azalıyor → tekrar reklam yok.”
DİJİTAL PLATFORMLARDA YENİ ARAYIŞ: SPONSORLU DİZİ DÖNEMİ
Dijital platformlar da bu kriz ortamında yeni çözümler geliştiriyor.
Platform birleşmeleri gündemdeyken, yapımcılar maliyetleri azaltmak için bölüm finansmanını markalara devreden reklam destekli modelleri tercih etmeye başladı. Dünya çapında tekel olan bir içecek markası mesela sporsor oldu bir diziye. Hem Türkiye’de hem de Avrupa ve Amerika’da konuşulan yeni bir yöntem hâline geldi.
YOUTUBE’UN MIPCOM’A GİRİŞİ: TELEVİZYON İÇİN HEM TEHDİT HEM FIRSAT
Bu yıl MIPCOM’da dikkat çeken gelişme, YouTube’un dev bir stantla fuara katılması oldu. Platformun verdiği mesaj netti:
“İçeriğinizi bize getirin, biz yayınlayalım.” Bu, televizyon kanalları açısından iki yönlü bir etki yaratıyor: Bir yandan izleyici ve reklam YouTube’a kayıyor, diğer yandan içerik küresel erişim kazanıyor.
BİZDE HALA TV
Kullanıcıların birden çok platforma abone olamaması nedeniyle televizyon biz de hâlâ güçlü bir mecra olarak varlığını sürdürüyor.
Türkiye İhracatta Hâlâ İkinci: Alternatif Yok
Her şeye rağmen Türkiye, dünya genelinde ikinci büyük dizi ihracatçısı olmayı sürdürüyor. Uzman, Amerika da dahil olmak üzere tüm büyük pazarların küçüldüğünü ancak göreli sıralamanın değişmediğini söylüyor.
“Eskiden ABD 150 milyon, Türkiye........
