menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'Ağlama', 'Güçlü ol', 'Belli etme'... Çocukluk cümleleri bedeni nasıl hasta ediyor

19 0
12.07.2026

Denizin dalgalarını durduramazsınız. Ama iyi bir kaptan olmayı öğrenebilirsiniz. İnsan hayatı da böyledir. Öfke gelir. Korku gelir. Kaygı gelir. Sevinç de gelir, yas da…

Hiçbir duygu sonsuza kadar sürmez. Fakat çoğumuz, duyguların gelip geçici olduğunu bilsek de onları yönetmeyi değil, bastırmayı öğreniyoruz.

Çocukluğumuzdan itibaren "Ağlama.", "Güçlü ol.", "Belli etme." cümleleriyle büyüyoruz. Zamanla gözyaşını zayıflık, öfkeyi ayıp, kaygıyı ise başarısızlık sanıyoruz.

Oysa bastırılan hiçbir duygu kaybolmaz. Yalnızca yer değiştirir. Bir kısmı kaslara yerleşir. Bir kısmı bağ dokusuna… Bir kısmı bağırsaklara… Bir kısmı da otonom sinir sisteminin görünmeyen kayıtlarına işlenir. Belki de insanın gerçek özgeçmişi, diploma ve unvanlarından çok sinir sisteminin taşıdığı sessiz hafızadır.

Bugün nörobilim, psikonöroimmünoloji ve biyofizik bize önemli bir gerçeği gösteriyor: Hiçbir duygu yalnızca zihinde yaşanmaz.

Her duygu aynı anda beyni, kalbi, bağırsakları, hormonları, bağışıklık sistemini ve hatta hücreler arası matriksi etkileyen biyolojik bir olaydır. Hipotalamus, hipofiz ve böbreküstü bezleri saniyeler içinde devreye girer. Kalbin ritmi değişir. Solunum farklılaşır. Sindirim yavaşlar ya da hızlanır. Kas tonusu artar.........

© OdaTV