menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yürüyen Adamın Durağı: Mutlak Butlan

36 0
15.06.2026

Bazen bir insanın hikâyesi söylediği sözlerle değil, attığı iki adım arasındaki mesafeyle anlatılır. İnsan hayatında olduğu gibi siyasette de asıl belirleyici olan çoğu zaman büyük nutuklar, uzun açıklamalar ya da yıllarca tekrarlanan sloganlar değildir. Çünkü sözler zamanla unutulur, tartışmalar dağılır, polemikler gündemin içinde kaybolur. Fakat bazı görüntüler hafızada kalır. Çünkü görüntüler yalnızca bir anı değil, bir fikri temsil eder. Bir dönemin vicdanını, bir toplumun beklentisini ve bir siyasetçinin kendisine biçtiği tarihsel rolü taşırlar. Bu nedenle siyasal hayatın bazı anları vardır ki, üzerinden yıllar geçse de yalnızca geçmişe ait bir fotoğraf olarak kalmaz; sonraki bütün gelişmelerin ölçüldüğü bir referans noktasına dönüşür.

Dokuz yıl önce Ankara’dan İstanbul’a doğru yürüyen bir adam vardı.

O yürüyüş yalnızca kilometrelerden ibaret değildi. Bir milletvekilinin tutuklanmasına karşı başlayan yolculuk, kısa süre içinde Türkiye’de adalet arayışının en güçlü sembollerinden birine dönüştü. Asfaltın üzerinde ilerleyen her adım, hukukun siyasal müdahalelerden bağımsız olması gerektiğini, devlet gücünün hukukla sınırlandırılmasının demokratik yaşamın vazgeçilmez koşulu olduğunu hatırlatıyordu. O yürüyüşte insanların peşine düştüğü şey yalnızca bir kişinin özgürlüğü değildi. Toplumun önemli bir bölümü, kurumların keyfiliğe karşı korunmasını, hukukun araçsallaştırılmamasını ve siyasal meşruiyetin sandık dışındaki müdahalelerle aşındırılmamasını talep ediyordu.

Yol boyunca yükselen sloganların özünde tek bir talep vardı:

Çünkü adalet yalnızca mahkeme salonlarında dağıtılan kararların adı değildir. Adalet bazen bir insanın yürümeye başlamasıdır. Bazen de bütün riskleri göze alarak yürümeyi sürdürmesidir. Toplumların hafızasında yer eden siyasal eylemler de tam bu nedenle önemlidir. Çünkü onlar yalnızca belirli bir olayın değil, belirli bir ilkenin temsilcisi hâline gelirler. O gün yürüyen insan yalnızca bir parti lideri değil, hukukun siyasal hesapların üstünde olması gerektiğini savunan bir siyasal figür olarak görülüyordu.

Zaman değişti. Siyasal dengeler değişti. İttifaklar kuruldu ve dağıldı. Dostluklar bozuldu, düşmanlıklar yer değiştirdi.........

© Nokta Haber Yorum