menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yağmayı Değil, Adaleti Savunmak

31 0
24.04.2026

Bu yazı, The Atlantic’te yayımlanan “Theft Is Now Progressive Chic” başlıklı değerlendirmeden hareketle kaleme alınmıştır. Söz konusu yazıda, bazı sol-liberal çevrelerde küçük hırsızlıkların, yağmanın ve bireysel suçların “politik direniş” ya da “sisteme karşı ahlaki bir karşı çıkış” gibi sunulması ele alınıyordu. Ancak mesele yalnızca birkaç yorumcunun provokatif sözlerinden ibaret değil; daha derinde, kapitalist düzen karşısında siyasetsizleşen öfkenin nasıl yanlış adreslere yöneldiği sorusu yatıyor. Bu yazı da tam burada duruyor: Solun tarihsel ahlakı ile güncel çaresizlik arasındaki gerilimi tartışıyor.

Bazı çağlarda çürüme sessiz olur; duvarlar çatlamaz ama vicdan çatırdar. İnsanlar önce hukuka olan inançlarını kaybeder, sonra birbirlerine olan güvenlerini. En sonunda ise ahlak, yalnızca güçlülerin kullandığı bir lüks gibi görünmeye başlar.

Bugün dünyanın birçok yerinde tam da böyle bir ruh hali dolaşıyor sokaklarda.

Bir marketten alınan limonun “politik eylem” ilan edilmesi, bir mağazadan yapılan küçük hırsızlığın “kapitalizme karşı direniş” diye alkışlanması, yağmanın devrimci bir jest gibi sunulması… Bunlar ilk bakışta öfkenin dili gibi görünebilir. Ama çoğu zaman öfkenin değil, yenilmişliğin dilidir.

Çünkü insan gerçekten değiştiremediği bir düzen karşısında, bazen yalnızca küçük ihlalleri büyük zaferler sanmaya başlar.

Kapitalizm tam da burada kazanır.

Sistemi yıkamayan öfke, kasadaki çikolatayı çalmayı devrim zannettiğinde; patronun servetine dokunamayan öfke, komşunun düzenine zarar vermeyi isyan sandığında; örgütlü mücadele yerini bireysel tatmine bıraktığında, ortaya devrim değil yalnızca dağılmış bir toplumsallık çıkar.

Bu yüzden mesele hırsızlık değildir.

Mesele, hırsızlığın politik teoriye dönüştürülmesidir.

Solun Ahlakı Yağmayı Değil Adaleti Savunur

Tarihsel olarak sol düşünce, bireysel suçu değil kolektif adaleti savundu. Çünkü mesele bir kişinin marketten bir şey çalması değil, milyonların emeğinin sistematik olarak çalınmasıydı.

Marksizm, ahlakı........

© Nokta Haber Yorum