Körfez Gerginliğinin Kazananı Kim?
Prof. Dr. Seyithan Deliduman
Uluslararası ilişkilerde savaşların sonucu çoğu zaman çatışmalar devam ederken değil, çatışmalar sona erdikten sonra anlaşılır. İlk günlerde dikkatler kullanılan silahlara, atılan füzelere ve verilen kayıplara yoğunlaşır. Oysa zaman geçtikçe başka bir soru öne çıkar: Sürecin sonunda taraflar ne elde etti?
ABD ile İran arasında imzalandığı açıklanan mutabakat metni de bu soruyu yeniden gündeme getirmektedir. Çünkü ortaya çıkan tablo yalnızca askeri gelişmelerle açıklanabilecek bir tablo değildir. Asıl dikkat çekici olan, çatışma sonrasında oluşan siyasi ve ekonomik dengelerdir.
Uzun bir süredir taraflar birçok kez bir araya gelmiş, farklı düzeylerde görüşmeler yürütmüş ve çeşitli taslaklar üzerinde çalışılmıştır. Ancak ilk kez her iki tarafın da kabul ettiğini açıkladığı bir mutabakat metni ortaya çıkmıştır. Elbette bu metin, nihai bir barış anlaşmasının garantisi değildir; ancak sürecin bir anlaşma sonucuna doğru evrildiğine dair güçlü bir gösterge niteliği taşımaktadır.
Çatışmaların başladığı günlerde yapılan birçok değerlendirmede İran’ın ağır bir baskı altında kalacağı, ekonomik olarak daha da zorlanacağı ve uluslararası alanda hareket alanını kaybedeceği ileri sürülüyordu. Ancak bugün ortaya çıkan tablo, bu beklentilerin tamamıyla gerçekleşmediğini göstermektedir.
Bir devletin gücü yalnızca ne kadar vurabildiğiyle değil, ne kadar dayanabildiğiyle de ölçülür. Hatta çoğu zaman dayanma kapasitesi, vurma kapasitesinden daha belirleyicidir. Çünkü tarih, güçlü saldırılar gerçekleştirdiği hâlde ayakta kalamayan devletlerle doludur. Buna karşılık ağır baskılara rağmen........
