menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eleştirinin de Bir Ahlâkı Vardır

15 0
23.07.2026

Prof. Dr. Seyithan Deliduman

Son günlerde bir ilahiyat profesörü tarafından dile getirilen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran şu değerlendirme, sadece din-ahlâk ilişkisi bakımından değil; aynı zamanda eleştirinin yöntemi ve aydın sorumluluğu açısından da üzerinde durulmayı hak etmektedir:

“Dindeki Tanrı-kul ilişkisi alacak verecek ilişkisidir; çıkara dayalı bir ilişkidir. Ya cehenneme girmemek ya da cennete girmek beklentisi vardır. Bu ilişkiden ahlâk çıkmaz. Bu tür inançtan ve ibadetten ahlâklı dindar çıkmaz.”

Ardından ise Yunus Emre’nin şu dizeleri çözüm olarak gösterilmektedir:

“Cennet cennet dedikleri, üç beş köşk üç beş huri. İsteyene ver sen onu, bana seni gerek seni.”

Bu tartışmada asıl dikkat çekilmesi gereken nokta, söylenen sözlerden çok, eleştirinin metodolojisidir.

Çünkü bir düşünceyi eleştirmek, düşünce üretmenin en kolay biçimidir. Asıl zorluk ise eleştirdiğiniz yapının yerine daha tutarlı, daha kuşatıcı ve daha uygulanabilir bir sistem önerebilmektir.

İlk bakışta dikkat çekici görünen bu yaklaşım, yakından incelendiğinde kendi içerisinde önemli bir metodolojik tutarsızlık barındırmaktadır.

Önce cennet ve cehennem inancının ahlâk üretmediği ileri sürülmekte, bunun gerekçesi olarak da insanın ödül beklentisi veya cezadan kaçınma saikiyle hareket etmesi gösterilmektedir. Hemen ardından ise bunun alternatifi olarak Yunus Emre’nin “Bana seni gerek seni” anlayışı önerilmektedir.

Oysa burada cevaplanması gereken temel soru şudur:

Eğer ödül ve cezanın ahlâk üretmediği ileri sürülüyorsa ki bu tespitin kendisi dahi son derece göreceli, tartışmaya açık ve sübjektif bir kanaatten ibarettir; o hâlde yalnızca soyut sevgiye dayalı bir yaklaşım ahlâkı nasıl üretecektir?

Üstelik önerilen anlayış, eleştirilen sistemden daha az değil, daha fazla soyutluk taşımaktadır. Cennet ve cehennem, en azından insan davranışlarının sonuçlarına ilişkin belirli bir motivasyon sunarken; “Bana seni gerek seni” anlayışı tamamen bireyin manevi derinliğine ve içsel tecrübesine dayanır. Eğer eleştiri, soyut motivasyonların ahlâk........

© ngazete