Türk futbolunun yeni Cüneyt Çakır'ı
Alanya Oba Stadı'nda yıllardır değişmeyen bir şey var; Alanyaspor, kim gelirse gelsin, kim giderse gitsin, oyuna bir ruh bırakıyor.
Tıpkı Anadolu kasabalarında kuşaktan kuşağa devredilen esnaf ahlakı gibi. Dükkanın tabelası değişir ama terazinin ayarı bozulmaz. Son on yılın Alanyaspor’u tam da böyle bir takım. Teknik direktörler birer yolcu, futbolcular mevsimlik işçi ama düzen baki. O yüzden Alanya deplasmanı hiçbir zaman “nasıl olsa” denilecek bir yer olmadı. Burada her maç, bir imtihan.
Daha üçüncü dakikada Hadergjonaj’ın ayağından çıkan şut, bu imtihanın ne kadar sert geçeceğini ilan etti. Gol öyle ansızın geldi ki, sanki yaz ortasında bastıran bir fırtına gibiydi. Vuruş kusursuzdu ama kaleci Ederson’un kapattığı köşeden golü yemesi de o kusursuzluğun gölgesinde kaldı.
♦♦♦♦♦
Fenerbahçe’nin cevabı gecikmedi. Talisca’nın golü, büyük takım refleksi gibiydi. Ama sahaya bakınca oyunu oynayanın Alanyaspor olduğu açıktı. Top onlardayken de yokken de bir düzen vardı.
Fenerbahçe ise sanki bir şeyleri yetiştirmeye çalışıyordu. Semedo’nun uzun sakatlık sonrası sahaya alışmaya çalışması, Musaba’nın yeni takımında hâlâ doğru dili bulamaması, sol kanatta Mert Müldür ve Kerem Aktürkoğlu’nun savrulan........
