Akdeniz'i Plastiğe Boğan Kim?
Doğu Akdeniz'den plastik görüntüleri geldi, sosyal medya doldu taştı. Bir günah keçisi arandı, bulundu: atık ithalatçıları. Ama bu tartışma her seferinde böyle işliyor. Olayı konuşuyoruz çünkü böylece faili ve sistemi konuşmuyoruz.
Hatırlıyor musunuz, Marmara'da da böyleydi. Müsilaj patlak verdiğinde "iklim değişikliği" günah keçisi yapıldı, tartışma oraya çekildi. Oysa koca Marmara kimileri için çöplük, kimileri için hafriyat döküm alanı, kimi termik işletmeler için su soğutma haznesi, kimi endüstri için arıtılmamış boşaltma çukuru olmuştu. Şimdi Doğu Akdeniz için de aynı sıfır hafıza ile aynı tartışma açılıyor.
Seyhan'dan Akdeniz'e
Denetimler ortaya koydu ki Adana Büyükşehir Belediyesi, kentin atık suyunun bir kısmını arıtmadan Seyhan üzerinden Akdeniz'e veriyormuş. Hem de bu ilk değil; daha önce de aynı belediyeye Ceyhan Nehri'ni kirlettiği için ceza kesilmişti. Bakanlık her seferinde ceza kesti, sayfayı kapattı.
Peki bölgedeki ön arıtmalı derin deniz deşarjı tesisleri ne durumda? Bu tesisler, atık suyu sadece ızgara ve kum tutucudan geçirip doğrudan denize veriyor; biyolojik arıtma yok. Antalya'dan Mersin'e, Hatay'a uzanan kıyı şeridinde bu tür tesisler hâlâ çalışıyor. Her gün milyonlarca metreküp su bu şekilde denize karışıyor. Bu suyun plastik yükü hesaplanmıyor, hesaplanması da istenmiyor. Denetim gündemine de girmiyor. Oysa bu tesislerin sayısı ve konumları bilinse de arıtma türlerine göre kamuoyuyla paylaşılan bir envanter yok.
75 Milyon Ton Nereye Gitti?
Sıfır Atıkta Sıfır Olan Ne? yazısında görmüştük: 2024'te Türkiye'de atık tesislerinde işlenen miktar 195 milyon ton.........
