Yüce Türk Kadını
Bugün 8 Mart. Dünya Kadınlar Günü.
Bugün sadece bir kutlama günü değil; tarih boyunca emeğiyle, zekâsıyla, cesaretiyle ve üretkenliğiyle dünyaya iz bırakmış kadınların hatırlanması gereken bir gün.
Türk kadını ise tarih boyunca yalnızca toplumun bir parçası değil, o toplumun kurucusu ve taşıyıcısı olmuştur. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan binlerce yıllık tarihimizde Türk kadını; kimi zaman devlet yönetiminde söz sahibi olmuş, kimi zaman bilimde, sanatta ve edebiyatta öncü olmuş, kimi zaman da bir milletin kaderini değiştiren mücadelelerin en önünde yer almıştır.
Türk kadınına baktığımızda yalnızca başarı hikâyeleri görmeyiz; aynı zamanda karakter, irade, zarafet ve mücadele görürüz. Çünkü bu toprakların kadınları yalnızca kendi hayatlarını değil, bir toplumun kaderini de değiştirmiştir.
Mesela Halide Edib Adıvar yalnızca güçlü bir yazar değildi. O, fikirleriyle kalabalıkları peşinden sürükleyebilen, kelimeleri bir silah kadar etkili kullanabilen bir kadındı. İşgal yıllarında susmayı değil konuşmayı seçti. Kalemini de sesini de milletinden esirgemedi. Cesareti yalnızca yazdıklarında değil, meydanlarda halkın karşısına çıkabilmesindeydi. Onda Türk kadınının aydın yüzünü, fikrî derinliğini ve vatan sevgisini görürüz.
Sabiha Gökçen ise cesaretin ete kemiğe bürünmüş hâli gibiydi. Gökyüzü uzun yıllar erkeklere ait bir alan gibi görülürken o sınırları yıkan bir kadın oldu. Yalnızca pilot olmasıyla değil, korkunun üzerine gitme biçimiyle sembolleşti. Sabiha Gökçen’in hikâyesi bize şunu söyler: Türk kadınına imkân verildiğinde yalnızca eşit olmaz; öncü de olur. Onun kararlılığı, disiplinli duruşu ve göğe doğru yükselen azmi hâlâ ilham vericidir.
Afet İnan Cumhuriyet’in düşünce dünyasında çok özel bir yere sahiptir. O sadece bir akademisyen değil; bilgiyi toplumsal dönüşümün temeline koyan öncü bir Cumhuriyet kadınıydı. Tarihi ezberleyen değil, sorgulayan; toplumu olduğu gibi kabul eden değil, daha iyi bir geleceğin nasıl kurulabileceğini araştıran bir zihin........
