ÇANTAMIZA SİNENLER
Öğretmenlik yaptığım yıllarda çocukların çantalarını kontrol edip düzenlerken, aslında evleri hakkında da fikir sahibi olurdum. Bazı çantalar mis gibi kokardı. Temiz çamaşır, sabun, ütü kokusu… Bazılarında ise sigara ve kızartma kokusu olurdu. Öyle ağır olurdu ki havalansın diye balkona koyardık. İlginç olan, ailenin zamanla kendi evinin kokusuna alıştığı için bunu fark etmeyişiydi. Oysa çocuk, farkında olmadan evin kokusunu çantasında taşıyordu. İnsanın bulunduğu ortamla ilişkisi de biraz böyle. Bir parfümü bizim sıkmamıza bile gerek yok. Sıkan birine sarılmamız yetiyor. Bir düşüncenin bize sinmesi için onu özellikle seçmemiz gerekmiyor. Bir davranışın normalleşmesi için onu benimsemeye karar vermemiz gerekmiyor. Uzun süre aynı ortamda bulunmak, fark etmeden üzerimizde iz bırakıyor. Çocuklarımız için de durum farklı değil. Onları bir okula, bir kursa, bir arkadaş çevresine gönderiyoruz. Orada ne öğreneceklerini düşünüyoruz. Peki, oradan ne alacaklarını düşünüyor muyuz? Özellikle okulların açıldığı şu günlerde birçok aile çocuklarının okul tercihiyle meşgul. Konuşulanlara baktığımda akademik başarı, yabancı........
