menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GÜNÜMÜZDE MÜSLÜMANLARIN ANLAM VE YÖN SORUNU

66 55
21.02.2026

GÜNÜMÜZDE MÜSLÜMANLARIN ANLAM VE YÖN SORUNU

Pek çok Müslümanın, “niçin yaşıyorum?” ve “nereye gidiyorum?” sorularına tatmin edici  bir cevap aramadığı veya  arayanların da bulamadığı bir çağda yaşıyoruz.   Bu nedenle modern çağın etkisinde  kalan insanların, maddî imkânları arttıkça anlam ve yön duygusunu  daha çok yitirdikleri görülüyor. Bu da günümüzde yaygın biçimde hissedilen anlam krizi ve istikamet kaybı olarak tezahür ediyor.

Anlam, insanın varlığını zihinsel ve ahlâkî bir bütünlük içinde kavraması; hayatını değerlerle ilişkilendirmesini ifade ediyorken, yönün de bu anlamın pratik hayata yansımasını, insanın hedefini ve istikametini belirlemesini ifade ediyor. Bu iki unsur birbirinden koparıldığında ise insan, hayatı sadece haz, kariyer ve tüketim olarak algılamakta; sürekli meşguliyet hâline  olmasına rağmen içsel boşluk hissetmekte ve  elde ettiği başarılara  rağmen tatminsizlik yaşamaktadır. Bunun  bir çok nedeni olsa da  bunlardan birinin de kavramsal sorunlar  olduğu ve  bu nedenle de bir çok  insanın anlam  ve istikamet sorunu yaşadığı  görülüyor.

Kavramlar, anlam taşıyıcıdırlar. Bu nedenle kavramlar, bir medeniyetin düşünme biçimini, değer dünyasını ve varlık tasavvurunu yansıtan temel zihinsel yapı taşlarıdır. Bir kavramın anlamı yalnızca sözlük karşılığıyla değil; tarihsel bağlamı, ontolojik zemini ve ahlâkî referanslarıyla birlikte belirlenir. Bu sebeple pek çok  kavram, başlangıçta dinî, ahlâkî ve metafizik bir zemine dayanırken; sekülerleşme süreciyle birlikte  bu kavramların anlam kaymasına uğradığı; çok katmanlı yapılarının da çözülmeye başladığı ve pek çok kavramın da  içinin boşaltılarak  anlam daralmasına veya  başkalaşmasına  maruz  bırakıldığı  müşahede edilmektedir.

Mesela, sekülerizm öncesinde din; yol, düzen ve hayat nizamı anlamını taşırken, modern dönemde vicdana hapsedilmiş; ahlâk, insanın karakterini ve iç disiplinini ifade ederken kişisel tercihlere indirgenmiş; ibadet, hayatın bütününü kuşatan kulluk bilinci olmaktan çıkarılarak şekilsel ritüellere dönüştürülmüştür. Hürriyet, nefsin arzularından ve başkalarının tahakkümünden kurtuluş iken sınırsız tercih ve sorumsuzluk olarak algılanmış; hoşgörü, ötekinin varlığına tahammül anlamını yitirerek relativizme olarak anlaşılmış; bilgi, hakikate götüren hikmetli marifet olmaktan çıkarılıp veriye ve enformasyona indirgenmiş; tenkit ise ıslah ve ayırt etme yerine küçümseme ve linç kültürünün  bir aracı hâline getirilmiştir.

Böylece kavramların hafızası silinmiş, mana zayıflamış; geriye çoğu zaman yalnızca lafızlar kalmıştır. Bunun sonucunda kavramlar sloganlaşmış; insanlar kavramlarla değil, sloganlarla düşünmeye başlamıştır.

Geçmişte topluma bilge kişiler, âlimler ve filozoflar yön verirken, günümüzde bu rolü büyük ölçüde internet ve sosyal medyanın  üstlendiği görülmektedir.  Dolayısıyla da referans mercileri........

© Mir'at Haber