ATATÜRK’ÜN “BİLARDO” RÜYASI: FREUD VE JUNG PERSPEKTİFİNDEN İLMÎ BİR ANALİZ
ATATÜRK’ÜN “BİLARDO” RÜYASI: FREUD VE JUNG PERSPEKTİFİNDEN İLMÎ BİR ANALİZ
Bilindiği üzere hayatı boyunca akla, mantığa ve pozitivist bilim ilkelerine bağlı kalan Mustafa Kemal Atatürk, meseleleri tahlil ederken, her zaman rasyonel yöntemi esas almıştır. Dolayısıyla son yazımızda onun Dolmabahçe Sarayında amansız hastalığının gölgesinde gördüğü “Kuyu” ve Komitacılık” rüyasını, geleneksel İslâmî rüya tabirleriyle değil; benimsediği seküler bilim anlayışına, modern psikolojinin tekniklerine ve Batılı bilim insanlarının teorik verilerine dayanarak çözümlemiştik.
https://www.mirathaber.com/ataturkun-kuyu-ve-komitacilik-ruyasi-weber-freud-ve-jung-perspektifinden-bilimsel-bir-tahlil/
Şimdi tahlil edeceğimiz rüyası ise bilardo masası ve oyunu ile ilgili olduğu için, Atatürk’ün bilardo ile ilişkisini önce ortaya koymak gerekir. Atatürk, bilardo sporuyla Manastır Askerî İdadisi yıllarında tanışmış, bu ilgisini askerlik ve devlet adamlığı yıllarında Çankaya ve Florya’da sürdürmüştür. Bu maçlarda kendisine eşlik eden zevattan başlıca isimler Kılıç Ali, Kel Ali, Tevfik Rüştü Aras, Salih Bozok ve Nuri Conker’dir.
Dostlarla bilardo oynamak zihnî bir dinlenme sunsa da özünde Atatürk’ün yaşadığı derin yalnızlığın göstergesidir. Nitekim Sekreteri Hasan Rıza Soyak’a “Bizde cumhurbaşkanı bir imzacıdan başka bir şey değildir” diyerek şu sitemde bulunmuştur: “Yani ben burada bir nevi mahpus hayatı yaşıyorum. Gündüzleri ekseriya yalnızım; herkes işinde, gücünde… Benim ise çok günler, bütün günümü değil, bir saatimi dahi dolduracak işim yok. Şu hâlde ya uyuyacağım, olmazsa kitap okuyacağım, yahut bir şeyler yazacağım. Arada bir dinlenmek ve hava almak ihtiyacını duyarsam dediğim gibi şehrin içinde ve dışındaki yollarda ancak otomobil ile gezintiler yapacağım… Sonra yine bu hapishaneye döneceğim ve işte böyle kendi kendime bilardo oynayıp sofra zamanını bekleyeceğim. Bari orada biraz değişiklik olsa… Ne gezer… Bu sofra nerede kurulursa kurulsun, karşımda, aşağı yukarı hep aynı şahıslar… Aynı yüzler… Aynı sözler… Hasılan bıktım usandım çocuk” (Andrew Mango, Atatürk, 1999, s. 471).
Rüyalar, rüya sahibinin özel hayatı, karakteri ve zihin dünyasıyla yakından ilgilidir. Dolayısıyla Atatürk’ün Soyak’a samimî bir ifadeyle anlattığı derin sitemlerini, psikolojik yönleriyle tahlil etmemiz elzemdir:
Yalnızlık ve Mekanik Zaman Geçirme: Bilardo, eğlence aracı olmaktan çıkıp Çankaya’daki yalıtılmışlığı ve yalnızlığı giderme mekânına dönüşmüştür.
İktidarın Yalnızlık Paradoksu: Millî Mücadele’nin ve devrimlerin hareketli günlerinden sonra rutin........
