menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Akparti Cemaatlere Savaş mı Açtı?

10 0
14.10.2026

Akparti Cemaatlere Savaş mı Açtı?

Kahramanmaraş’ta kamuoyunda “Kul Sadi” olarak bilinen Sadi Yüksel’in gözaltına alınış biçimi ve basına yansıtılma şekli, toplumun geniş kesimlerinde ve muhafazakar kamuoyunda derin bir rahatsızlık ile tepkiye yol açtı.

Gözaltı süreci sırasında Yüksel’in kelepçelenerek sergilenmesi, adeta bir “terör operasyonu” havası estirilerek yürütülmesi ve ele geçirilen unsurlar arasında İslami düşünür Seyyid Kutub’un kitabının bir suç delili gibi teşhir edilmesi, emniyet birimlerinin sergilediği tutum ve yöntemlerin ciddi şekilde sorgulanmasına neden olmuştur. Hukuk devleti ilkesiyle ve insan onuruyla bağdaşmayan bu tarz uygulamalar, emniyet tekilatının kamuoyu vicdanında ciddi eleştirilere maruz kalmasına yol açmaktadır.

Nitekim İçişleri Bakanlığı’nın, Kul Sadi Yüksel’in kelepçeli görüntülerinin basına servis edilmesi ve operasyonun sunuluş biçimi hakkında idari soruşturma başlatması ve Mülkiye müfettişlerini görevlendirmesi atılmış önemli bir adımdır. Ancak kamuoyunun beklentisi, bu hukuksuz gözaltı, gereksiz sergileme ve kötü muamelede sorumluluğu veya ihmali bulunan tüm görevlilerin acilen ve kararlılıkla cezalandırılmasıdır.

Erdoğan ve AK Parti’ye Verilen Zarar ve Oluşturulmak İstenen Tehlikeli Algı

Emniyet içerisindeki bu tür kontrolsüz veya hatalı uygulamalar, doğrudan AK Parti hükümetine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a zarar vermektedir. Bu ve benzeri olaylar üzerinden kamuoyunda “Erdoğan cemaatlere ve dindar kesimlere savaş açtı” şeklinde son derece tehlikeli ve mantıksız bir algı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu algı operasyonuna ve dindar kitleler ile iktidar arasındaki bağı koparmayı hedefleyen provokatif adımlara asla izin verilmemelidir.

Ülkemizin ekonomik ve sosyal anlamda birçok sıkıntıyla mücadele ettiği, içte ve dışta birlik ile beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde, toplumsal fay hatlarını tetikleyecek bu tarz vahim hataların yapılması kabul edilemez.

15 Temmuz Ruhunu ve Dindar Halkın Desteğini Unutmamak Gerekir

Şu hakikat unutulmamalıdır ki; Sayın Erdoğan’a ve AK Parti’ye bugünkü iktidar alanını ve meşruiyetini sağlayan en temel dinamik, bu ülkenin mukaddesatçı, dindar insanları ve cemaatleridir. Özellikle 15 Temmuz hain darbe kalkışmasında, göğsünü mermilere ve tanklara canı pahasına siper ederek sokaklara dökülen, vatanı ve liderini koruyan ana gövde bu samimi dindar kitlelerdir.

Kendi tabanını inciten, dindar insanları rencide eden ve emniyet bürokrasisindeki işgüzarlıklarla iktidarı kendi doğal destekçileriyle karşı karşıya getiren bu tür uygulamalara derhal son verilmeli; yaşanan bu olayda sorumluluğu bulunanlar hakkında gereken hukuki ve idari yaptırımlar gecikmeksizin uygulanmalıdır.

KAHRAMANMARAŞ 6 EKİM TEM OPERASYONU SIRASINDA EMNİYET VE ADLİYEDE YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALİNE İLİŞKİN BİLGİ NOTU 

 Her şeyden önce basına kasten sızdırıldığı gibi Sadi YÜKSEL’in serbest kaldığı ancak 22 müridinin veya DEAŞ üyesinin tutuklandığı bilgisi ve haberleri tamamen gerçek dışıdır. Şöyle ki; Sadi YÜKSEL hocanın manevi liderliğini yaptığı Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllüleri olan 17 kişi göz altına alınmış ve bu gruptan sadece 3 kişi tutuklanmıştır.

Bunların haricinde göz altına alınan ve tutuklanan (19 kişi) ve diğer tüm kişilerle ne Sadi hocanın nede Kur’an’a Hizmet Vakfı’nın hiçbir alakası ilgisi yoktur ve bu kişileri tanımıyoruz bilmiyoruz. Faaliyetleri hakkında en ufak bir bilgimiz yoktur.

Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllüleri olup gözaltına alınanların Listesi;

ADEM KAHRAMAN (Tutuklu)

ŞUAYİP ÇAYIR (Tutuklu)

MEHMET MUSLU (Tutuklu)

OPERASYON VE GÖZALTI SIRASINDA YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ:

Öncelikle Emniyette Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllülerine ilişkin tüm istihbarat bilgileri olmasına rağmen (bu insanların ekseriyeti Kahramanmaraş merkezde esnaflık yapan, tanınan bilinen ve faaliyetlerinin tamamı legal olduğu bilindiği halde) operasyon gecesi saat 3 ve 4 sularında çoğu kişinin ikamet kapıları kırılarak evlerine baskın düzenlenmiş ve aile bireyleri gözü önünde mahrem odalarında ters kelepçe yapılmıştır. Kur’an’a Hizmet Vakfı gönüllerinden bazılarına (Musa BAŞARAN ve birkaç kişi daha) şiddet uygulanmıştır. Ancak bunlardan şiddet görenlerin ilk defa göz altına alınmaları nedeniyle şikâyet haklarını kullanmadıkları ve çekindikleri tarafımızdan gözlemlenmiştir.

Akabinde 24 saat boyunca şüphelilerin avukatlarıyla görüşme kısıtlaması getirilmiştir. Bu karara derhal itiraz etmemize rağmen sonuç alınamamıştır. Bu süreçte şüphelilerden hiçbir şekilde bilgi alınamadığı için özelikle ticaretle uğraşanların acil ödemeler gibi iş hayatlarında çok ciddi sorunlar yaşanmıştır.

Kısıtlılık kararının kaldırılmasına müteakip Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllüleriyle yapılan avukat görüşmelerinde (Av. Celal KARA & Av. Ferhan GÜNDOĞDU) Operasyon sırasında kapılarının kırılması, kendilerine aile bireylerine karşı oldukça sert ve anlaşılmaz tavırlar sergilenmesi, ibadet özgürlüklerinin ellerinden alınması, bazılarına şiddet uygulanması gibi bilgilere bizzat bu olumsuz durumları yaşayanlardan dinledik ve gözlemledik.

Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllüleri 3 günlük göz altı sürecinin tamamında TEM de görevli emniyet personeli tarafından Nezarethanelerde kötü muamele görmüşlerdir. Terörden hüküm giymiş azılı terörist muamelesi görmüşlerdir. Dini vecibelerinin yerine getirilmesine mâni olma veya kayıtsız kalma, banyo yapmalarına engel olunması, abdest almalarının engellenmesi vesaire konularda çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalmışlardır. DEAŞ TERÖR ÖRGÜTÜ ile hiçbir ilgi ve alakalarının olmamasına rağmen cebir şiddet kullanan ve bu türden eylemleri sabit olan insanlar muamelesini görmüşlerdir.

İfade alma sırasında Kur’an’a Hizmet Vakfı Gönüllülerinin çoğunun ifadesi saatlerce sürmüş, bazıları gece uykusuz kalarak bu ifadeleri vermek zorunda bırakılmıştır. Örneğin Sadi YÜKSEL hocanın Emniyet ifadesi sabaha karşı saat 4’te bitmiş ve aynı sabah saat 6 da adliyeye sevk işlemleri başlatılmış, emniyetten hastaneye ve oradan adliyeye sevk........

© Mir'at Haber