menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

FECR’İ YAŞAMAK

10 0
yesterday

Fecr Sûresi, Kur’ân’ın resmî dizilişine göre 89, iniş sırasına göre ise 10. sûresidir. Mekkî olan ve adını ilk âyette geçen “fecr” kelimesinden alan bu sûre, 30 âyetten meydana gelmiştir. Fecr Sûresi, Leyl Sûresi’nin ardından ve muhtemelen Habeşistan’a yapılan birinci hicretten sonra inmiştir. Sûrenin genel içeriği -tüm Mekkî surelerde olduğu gibi- tevhid, âhiret ve ahlâk üzerinedir. Önce müşriklerin dünyâ görüşü ve hac anlayışı eleştirilmekte, sonrasında da geçmiş kavimleri -Âd, Semûd, İrem, Firavun- helâke sürükleyen davranışlara dikkat çekilmekte, daha sonra da vahyin getirdiği gerçekliklere iman edenler müjdelenmektedir.

Sûrenin ilk dört âyeti “yemin” ile başlamaktadır. Daha önce de sıkça vurguladığımız gibi Kur’ân’da eğer bir şey üzerine yemin ediliyorsa bunun anlamı, yemin edilen şeylerin insânın oluş ve erişinde önemli bir rolü olmasındandır. Yemin edilmesinin bir başka anlamı da “düşün” yâni üzerine yemin edilen şeylerden yola çıkarak bu âyetlerden sonra gelecek âyetleri bunların ışığında değerlendir demektir. Özetle hangi sûrenin başında yemin edilen veya üzerinde düşünmemiz istenen şeyler varsa, bunlar aynı zamanda o sûreyi anlamamıza ve çözmemize yarayan anahtar şifrelerdir.

Sûrenin ilk âyeti “fecr”e yemin ile başlamaktadır: “Fecr’i/şafağı düşün!”[1] Fecr; tan yerinin ağarması, gecenin bitip güneşin doğmaya yüz tutması, aydınlığın başlangıcı, umut ve mutluluğun hissedilmesi anlamına gelmektedir. Bu kelimeyi daha geniş düşündüğümüzde yeni bir günün/hayatın başlangıcı/dirilişi/aydınlanışı olarak tanımlayabiliriz.[2] Fecr’in daha özel anlamı da insânın mânevî, rûhî, kalbî uyanışının başlangıcına işâret etmesidir. Üzerine yemin edilen “fecr”in herhangi bir sabaha mı yoksa daha özel bir günün sabahına mı atıfta bulunduğu müfessirleri düşündürmüştür. Bu nedenle bazı müfessirler bu “fecr”in Zilhicce ayının onuncu günü olan kurban bayramı gününün “fecr”i olduğunu söylemişlerdir. Bazıları ise bu “fecr”i ilk vahyin geldiği Kadir Gecesi’nin “fecr”i olarak kabul etmişlerdir. Müddesir/32-37 ve Tekvir/17-18. âyetlerinde “fecr”in yaklaştığının haberi verilmişti. İşâret edilen süreç, fecrin/şafağın sökmesi ile artık belirginleşmektedir. Daha sonra ise Duhâ/Kuşluk vaktinde iyice ortaya çıkmaktadır.

Böyle düşünüldüğünde “Fecr”, Allah’ın nûr[3] olarak belirlediği Kur’ân’ın, “cehalet/zulmet karanlığını yarıp geçen ve karanlığı aydınlığa dönüştüren yapısı”nı bize bildirir. Karanlıkları yarıp aydınlığı getiren asıl sabah, insânlığın Kur’ân........

© Mir'at Haber