menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

HAKİKATİ BÜKME HEZEYANI VE EBEDÎ HÜSRAN

39 0
23.04.2026

 HAKİKATİ BÜKME HEZEYANI VE EBEDÎ HÜSRAN

ٱلَّذِینَ یَصُدُّونَ عَن سَبِیلِ ٱللَّهِ وَیَبۡغُونَهَا عِوَجࣰا وَهُم بِٱلۡـَٔاخِرَةِ كَـٰفِرُونَ﴾ [الأعراف ٤٥]

Onlar Allah’ın yolundan alıkoyar ve onu çarpık bir hâle sokmak isterler. Onlar aynı zamanda ahireti inkâr ederler. (el-A`râf 7/45)

Hakikatin kendi yalın, dik ve sarsılmaz duruşuna tahammül edemeyen birtakım insanlar, neden onu kendi hevasının dar kalıplarına göre eğip bükmek ister? Yanıt, modern çağın o devasa “post-truth (hakikat-ötesi)”[1] yanılsaması içinde saklıdır. O da mutlak doğruyu flulaştırma ve kitleleri ilahî istikametten saptırma çabası, aslında insanın kendi varoluşsal krizini örtbas etme çırpınışıdır. Yeryüzünde kendi sahte cennetlerini inşa etmek adına ilahî nizamı bozmaya kalkışan bu zihniyetin anatomisini Kur’an, sarsıcı bir netlikle önümüze koyar. Bir önceki ayette “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun!” (el-A`râf 7/44) denilen o rahmet yoksunu muhataplarının kimliğini deşifre eden A’râf sûresi 45. ayet, bizi sadece tarihsel bir müşrik tiplemesiyle değil, bugünün hakikati manipüle eden çağdaş zorbalarıyla da yüzleştirir. Asıl soru şudur: Kendi elleriyle eğrilttikleri bu yolda ebediyete yürürken insan, hesap gününün mutlak şeffaflığına nasıl katlanacaktır?

İstikamete Vurulan Darbe ve Hakikati Eğriltme Çabası

İlahî lanetin muhatabı olan zalimlerin belirgin karakteri, hakikatin o pürüzsüz akışına set çekmektir. Ayet, bu varoluşsal ihaneti yaṣuddûne (يَصُدُّونَ / alıkoyarlar, yüz çevirirler) fiiliyle resmederken, sadece ferdî bir inkârı değil, kitleleri Hak’tan mahrum etmeye adanmış sistematik bir engellemeyi işaret eder. Fahreddin er-Râzî’nin (ö. 606/1210) de isabetle vurguladığı gibi bu alıkoyma salt kaba kuvvetle değil, çoğu zaman hak dinin delillerine şüphe tohumları........

© Mir'at Haber