menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KEMALİZMİN TASFİYESİ VE TÜRKİYE’DE YENİ SİYASİ SİSTEM

14 0
04.06.2026

KEMALİZMİN TASFİYESİ VE TÜRKİYE’DE YENİ SİYASİ SİSTEM

Türkiye’de uzun yıllardır süren siyasal mücadelelerin önemli bir kısmı Kemalizm ekseninde yürütüldü. Özellikle muhafazakâr ve dindar çevreler açısından Kemalizm; dini kamusal alandan uzaklaştıran, toplumu seküler bir çizgiye çekmeye çalışan ve devlet eliyle ideolojik dönüşüm hedefleyen bir yapı olarak görüldü. Bu nedenle yıllarca oluşan toplumsal bilinçte “Kemalizme karşı olmak”, çoğu zaman “İslam’dan yana olmak” ile eş anlamlı hale geldi. Ancak zaman içerisinde ortaya çıkan tablo, bu yaklaşımın yeterli bir siyasal ve fikrî çözümleme olmadığını gösterdi.

Çünkü mesele yalnızca Kemalizmin sert uygulamaları değildi. Asıl mesele, hayatı vahiy merkezli değil insan merkezli tanımlayan laik demokratik paradigmanın kendisiydi. Türkiye’de uzun yıllar boyunca insanlar çoğu zaman ideolojik görünen yüzle mücadele etti; fakat o ideolojiyi taşıyan temel sistemin mantığını yeterince tartışmadı. Böylece zaman içerisinde önemli bir kırılma yaşandı: Kemalizme yönelik eleştiriler artarken laik demokratik sistemin meşruluğu daha geniş çevreler tarafından kabul edilmeye başlandı.

Bugün Türkiye’de ortaya çıkan en büyük zihinsel dönüşümlerden biri budur. Bir dönem devletin dışına itilen muhafazakâr kitleler, artık devletin merkezinde yer alıyor; fakat bu durum sistemin İslamileştiğini değil, muhafazakâr kesimlerin sistemin sınırları içerisinde yeniden şekillendiğini gösteriyor. Eskiden sistem ile mesafeli duran birçok çevre, bugün sistemi koruyan, meşrulaştıran ve onun devamlılığı için mücadele eden bir pozisyona sürüklenmiş durumda.

Bu nedenle günümüzde mesele yalnızca geçmişteki ideolojik baskıları eleştirmek değildir. Asıl mesele, Müslümanların hangi siyasal zeminde durduğu, hangi düzen anlayışını savunduğu ve hangi medeniyet tasavvurunu inşa etmeye çalıştığıdır.

Kemalizm ile Mücadele Eden Ama Laik Demokratik Düzeni Benimseyen Çelişki

Türkiye’de geniş muhafazakâr kesimlerin önemli bir kısmı yıllarca Kemalizmin baskıcı yönlerine karşı mücadele etti. Başörtüsü yasakları, dini eğitim üzerindeki baskılar, muhafazakâr insanların devlet mekanizmasının dışında tutulması gibi uygulamalar doğal olarak ciddi bir toplumsal tepki oluşturdu. Ancak zamanla bu tepki, sistemin kendisine değil yalnızca belirli bir ideolojik yorumuna yöneldi.

Oysa dikkatle bakıldığında görülmektedir ki Kemalizm, laik demokratik sistemin Türkiye’ye özgü tarihsel biçimlerinden biridir. Sistemin özü ise değişmeden kalmıştır. Çünkü bugün de siyasal meşruluğun kaynağı vahiy değil çoğunluk iradesidir. Bugün de hukuk, ilahi referanslarla değil seküler anayasal çerçeveyle belirlenmektedir. Bugün de devletin temel karakteri dini merkeze alan değil, dini sınırlandırılmış bir alanda tutan yapı üzerinedir.

Bu nedenle CHP’nin zayıflaması, Kemalist kadroların gerilemesi veya geçmiş dönemin baskıcı devlet anlayışının sona ermesi tek başına İslami bir dönüşüm anlamına gelmez. Hatta CHP kapatılsa bile asıl mesele değişmiş olmaz. Çünkü sorun yalnızca belirli bir parti ya da ideolojik grup değildir; sorun, hayatı Allah’ın ölçülerinden bağımsız biçimde düzenleyen laik demokratik zihniyettir.

Bugün birçok insan farkında olmadan şu yanılgıya düşmektedir: Kemalizm gerilerse İslam güçlenir. Oysa yaşanan süreç bunun tam tersini göstermektedir. Kemalizmin sert ve dışlayıcı dili geri çekilirken sistem daha esnek, daha kuşatıcı ve daha uzun ömürlü hale gelmiştir.........

© Mir'at Haber