KUR’ÂN VE SÜNNET’TE KABİR HAYATI
KUR’ÂN VE SÜNNET’TE KABİR HAYATI
Özetle ifade etmek gerekirse Kabir hayatının varlığına îman gibi soyut akıl ve bilimle kanıtlanamayacak olan inançların Kur’ân âyetleri ile delillendirilmesi ve Sahîh Sünnet bilgileriyle pekiştirilmesi gerekir.
Kabir hayatı ile ilgili olduğu ileri sürülen bir çok âyetin konu ile ilgili olmadığını biz de kabul ediyoruz. Ancak -bizim anlayışımıza göre de- Kabir hayatının varlığını kanıtlayan âyetler ve bu âyetlerin anlamlarını pekiştiren, sübutu ve anlamı yönünden güvenilir bulduğumuz Sünnet ölçüleri vardır.
Kabir Hayatının Özet Olarak Sunumu
Âhiret hayatı; ölümle başlayacak Kabir hayatı ile Kıyâmet ve Kıyâmet sonrasında gerçekleşecek, Sorgulama, Cennet ve Cehennem hayatından oluşmaktadır.[1]
Âhiret konaklarının ilki olan Kabir hayatı Kur’ân âyetleri ile de açıklanacağı üzere Hak’tır.
Kabir, bedenin ve Nefs’in yâni Rûh’un kabri olmak üzere de ikidir. Asıl kabir ise Rûh’un kabridir.[2] Aralarında, rüya gören nefis ile uyuyan beden arasındaki ilişki benzeri bir bağlantı vardır.
Bedenin kabri; toprak altında, deniz dibinde, hayvan karnında v.s. şekillerde gerçekleşebilir. Bu farklılık Kabir ahkâmını değiştirmez, yürürlükten düşürmez.
Zira Kabir hayatı, Ahiret hayatının bir bölümünü teşkil ettiğinden orada cereyan edecek kanunlar, dünya hayatında câri olan tabiî kanunlardan ayrıdır.
Ölüm Ruhun Bedenden Dönmemek Üzere Ayrılmasıdır
Kur’ân’ın açıklamasına göre Nefis yâni Rûh/Can, bedenden uyku halinde geçici, ölüm halinde ise kalıcı olarak ayrılır.
“Allah, ölüm sırasında nefisleri/canları alır.[3] Ölmemiş olanların nefislerini ise uykularında alır. Sonra haklarında ölüm kararı verdiği nefisleri alıkoyar, diğer nefisleri belirlenmiş bir süreye kadar salıve-rerek bedene döndürür. Hiç şüphesiz bu işlemlerde düşünecek bir topluluk için dersler vardır.” (Zümer 42)
Kabir Hayatının Mahiyeti
–Doğrusunu Allah bilir- Kabir hayatı, uyku ile bedenden geçici olarak ayrılan Nefs’in/rûhun rüyada yaşadığı bedenle irtibatlı mutluluk veya ıstırabın benzerini, ölümle yerleştiği kabirde daha canlı olarak yaşamasıdır. Nitekim Kur’ân kabri Merkad/uyku-uyku yeri olarak niteler. Ancak bu uyku yaşadığımız uykudan farklı ve daha derin olup sevinçli veya acılıdır.
Mümin, Kâfir ve Münafık Olarak Ölmek
İnsanlar dünya hayatlarında Mümin, Kâfir ve Münafık olarak yaşarlar ve bu şekilde de ölürler. Kur’ân bu gerçeği açıklamaktadır. Müminler “Tayyibîn” olarak Cennet’le müjdelenerek can verirken (Nahl 32), Münafıklar “nefislerinin zalimi olarak ve darbelenerek” ölürler. (Nisa 97; Muhammed 27)
Kâfirler de kendi kâfirliklerine tanık olarak ölümü tadarlar. (A’râf 37)
Enfal suresinin 50. ayetinde ise şöyle buyrulur:
“Melekler, kâfirlerin suratlarına ve........
