menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GÜNÜMÜZ MEZHEP ÇATIŞMALARINA GİRİŞ

21 0
14.05.2026

GÜNÜMÜZ MEZHEP ÇATIŞMALARINA GİRİŞ

Küresel güçlerin Ortadoğu ve İslam dünyası üzerindeki paylaşım mücadeleleri yeni bir evreye girmiş bulunuyor. 2025 ve 2026’da İran’ın Amerika ve İsrail saldırılarına karşı gösterdiği mukavemet dünyayı belki de küre ölçeğinde yeni değişimlerin eşiğine getirdi. İki savaş Müslümanların küresel emperyalizme ve bölgesel Siyonizm’e karşı başarılı mukavemetler gösterebileceğini göstermiş oldu. Sağlıklı bir zihin, rasyonel temellere dayalı bir özgüven (ihlaslı iman) ve doğru bir strateji izlendiğinde kuşların dahi filleri yenmesi mümkündür. Bu bakış açısıyla İranlıların başardıklarını Türkler de, Araplar da başarabilir.

Yeni dönemde küresel ve bölgesel şer güçlerinin elinde Müslümanlar arasında etnik ve mezhebi fitne ateşini körüklemekten başka seçenek kalmadı. Bundan sonra mezhep çatışmaları konularıyla daha çok uğraşmak zorunda kalacağız. Bu açıdan şu veya bu kavim, şu veya devlet, şu veya mezhep adına değil, ihlasla sadece ümmet adına “Sizin ümmetiniz tek bir ümmettir” (Enbiya, 21/92) hükmünce İslam birliğinden (İttihad-ı anasır-ı İslam’dan) yana olan herkes bu konu üzerinde etraflıca durmalıdır.

Belirtmek gerekir ki, çatışmalar sadece iç ihtilaflardan, tarihten gelen olumsuz mirastan kaynaklanmıyor. Çatışmalarda uluslararası rekabet alanının Ortadoğu olarak seçilmesi önemli rol oynuyor. Özellikle Anglosakson güçler, İslam dünyasını “entegre edilmemiş boşluk” kabul edip, bölgeyi son bileşenlerine kadar ayırıyor, her bileşeni diğerlerine karşı özerkleştiriyor, ona kendi üzerine kapanmasına yarayacak ‘sert kimlik’ kazandırıyor, sonra da her unsuru diğerleriyle çatıştırarak düzen vermek istiyorlar. Bölgemiz rengarenk bir bahçe gibidir, tarih boyunca farklı din, mezhep ve kavimlerden müteşekkil olarak büyük devletlerin siyasi ve idari şemsiyesi altında yaşamıştır; siyasi birliğin sağlanamadığı zamanlarda bile din, unsurların birbirleriyle barbarca çatışmalarının önüne geçebilmiştir. Bugün durum farklı, iki önemli sebep çatışma potansiyellerini arttırmaya ve aktif hale getirmeye hizmet ediyor: Bunlardan biri, bölge içi farklı unsurların iktidar seçkinleri İslamiyet’i yeni bir toplumsal ve politik düzen kurucu referans görmekte zaaf gösteriyorlar. Diğeri dış güçlerin sonu felakete gidecek çatışmaları planlamada ve uygulamada sahip oldukları başarı katsayısının yüksekliği.

“Yaratıcı kaos” doktrini çerçevesinde sürdürülen mezhep çatışmalarında Amerikalılar ve Siyonistler başrol oynamaktadırlar. Mayıs-2007 yılında konuşan eski bir Iraklı subayın itirafları dudak uçuklatıyordu. Ajan provokatör şöyle diyordu: “Bir gün Şiilerin yoğun olduğu Azamiye’de bir Şii, ertesi gün Sadr kentinde bir Sünni’yi öldürüyorduk. Bu iş için Amerikalıların kurduğu bir ‘kirli işler ekibi’ var. Söz konusu ekip özellikle kalabalık pazarlarda bombalı araç patlatma konusunda uzman. Amerikan güçlerinin kullandığı en yaygın bombalı araç planı, Iraklılara ait araçlarda arama yapılırken bomba düzeneği yerleştirme şeklinde oluyor” (Yeni Şafak, 12 Mayıs........

© Mir'at Haber