menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ERDOĞAN’IN İRADE BEYANI

368 0
10.05.2026

ERDOĞAN’IN İRADE BEYANI                                    

Erdoğan’ın İstanbul sözleşmesinden çekilme irade beyanı taktik bir geri çekilmeden ibaret. Gerçek anlamda hiçbir zaman bir geri çekilme olmadı, aksine sözleşme desteklendi, tahkim edildi. Nasıl mı?

Aile yasasında sözleşmenin bütün hükümleri yürürlükte. Yasama iradesi ortada. Yürütme zaten yasayla bağlı, yargı da yasanın uygulayıcısı.

AB üzerinden uluslararası sistemin başımıza bela ettiği İstanbul Sözleşmesi aslında BM üzerinden dayatılan CEDAW’ın devamı. İstanbul sözleşmesi CEDAW’a göre daha kapsayıcı ve daha genişletilmiş bir sözleşme. CEDAW Kenan Evren’in mirasıydı ve o sözleşme ve yasa da yürürlükte.

İstanbul sözleşmesinin ailenin çocuklarına yönelik kısmı Lanzarote Sözleşmesi ve bağlı yasada mevcut. O sözleşme ve yasa da yürürlükte. İstanbul sözleşmesi ile Aile’nin kurucusu olan “anne-baba” yerine “Ebeveyn” tanımı getirerek “Biyolojik cinsiyet” yerine “Toplumsal cinsiyet” fitnesini başımıza bela etmişti. Bir yandan da Aile Ferdleri din, ahlak, gelenek ve biyolojik cinsiyetlerinden bağımsız, şahsiyetsiz, kişiliksiz BİREY’lere dönüştürülürken, kimliksizleştirme operasyonu sonucu, daha önce din ve mezhep haneleri kaldırılan Kimlik (!?) kartlarından anne-baba adları silinerek, Biyolojik cinsiyet yerine “LGBT toplumsal cinsiyet kimliği tanımı olan “GENDER” ikame edildi. Kimliklerimizdeki bu kara leke hala aynen duruyor.

Kaldı ki, Türkiye’den herhangi bir kişi, iç hukuk yollarını tüketip AİHM’e gittiğinde, AİHM, doğrudan mahkeme kararını ve Türkiye’deki uygulamaları İstanbul sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirerek karar vermektedir. Yani sözleşme hükümleri doğrudan iç hukuk için yaptırım gücüne sahiptir. Bu durum uluslararası hukuk çerçevesinde kabul edilmiştir ve NORM HUKUK çerçevesinde ulusal hukuka göre önceliklidir.

Günümüzde BM ve AB AİHM ve BM İnsan Hakları Komiserliği tarafından CEDAW, İstanbul Sözleşmesi ve Lanzarote birbirini tamamlayan tek bir sözleşme olarak değerlendirilmektedir. Dolayısı ile Çekilme İradesi Beyanı by-pass edilmiştir ve Türkiye bunu kabul ederek bu 3 sözleşmenin birden uygulanmasının denetimi ve desteklenmesi konusunda yargı ve vergi muafiyeti vererek, diplomatik dokunulmazlık yanında pozitif ayırımcılık uygulanan bir statüde, tüm kamu kurumları, basın ve STK’larla doğrudan temas imtiyazı tanımlanan UN WOMAN Türkiye’de, İstanbul sözleşmesinin uygulanmasını denetleme ve desteklemek için kurulan GREVİO yerine faaliyet göstermek için Ankara’da, bölgesel denetim, destekleme faaliyetleri için İstanbul’da Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya’yı da içine alan bölgesel bir merkez kurmuştur.

GREVİO’daki son Türkiye temsilcisi Prof. Dr. Aşkın Asan aynı zamanda GREVİO’nun başkanı idi.

Herkes bu konuda daha çok KADEM ve Fatma Şahin’i biliyor ama, Aşkın Asan’ın bu süreçteki yeri ve rolü çok önemli. Prof. Dr. Aşkın Asan ilginç bir kişidir. 1965, Trabzon doğumlu, Türk siyasetçi ve Büyükelçidir.

Riyad Eğitim Fakültesi İslami İlimler Bölümü‘nü bitirdi. Yüksek lisansını, 1990 yılında........

© Mir'at Haber