menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hudeybiye Barışı ve Strateji

21 0
08.09.2026

Bismillâhirrahmanirrahîm!

İSLÂM tarihinin en stratejik olaylarından birinin “Hudeybiye barışı” olduğunu düşünüyorum. Rıdvan ağacının altında kurulan masada Hz. Peygamber’in Müslüman toplumun temsilcisi olarak bulunması ilk defa büyük bir “siyasi güç” olarak ortaya çıktı. “Barış” yoluyla, Bizans hükûmdarı da dahil, her ülkeye davet imkânı doğdu. Sahabenin barış yapılmasını istemediği süreçte, Allah’ın yardımıyla Rasül’ün (s.a.v.) “liderlik” gücünün belirginleştiğine şahit oluyoruz.

Hicret’ten 6 yıl sonraydı... Medine’deki Müslümanlar tevhîd akidesinin merkezi Kâbe’yi ve doğup büyüdükleri Mekke’yi çok özlemişlerdi. Mekke’ye gitmek için Hz. Peygamber’den izin istediler. Efendimiz’in (s.a.v.) de umre niyeti vardı ve 1.400 kişi olarak yola çıktılar. Ellerinde yolcu kılıcından başka bir savaş aleti yoktu.

O dönemde Medine ve Mekke arası deve yürüyüşüyle 10 günlük bir yoldu. Yolun 9 günlük kısmına ulaştıktan sonra, bir kuyunun ismiyle anılan Hudeybiye’ye geldiler. Geride 1 günlük yolları kalmıştı. Kureyşliler, Hz. Peygamber’e gelerek “barış” yapmak istediklerini bildirdiler. “Barışta hayır vardır” (Nisâ, 128) diyen bir dinin Peygamberi “barış”ın konuşulacağı bir teklifi geri çevirir miydi?

Rıdvan ağacının altına “barış masası” kuruldu. Müşrikler, Müslümanları “ilk defa” bir “güç” olarak tanıyor; Allah Rasülü’nün (s.a.v.) “liderliğini” kabul ediyorlardı. Bu, Müslümanlar için siyasi bir üstünlüktü. Kureyşliler, Müslümanların ancak gelecek sene Kâbe ve Mekke’yi ziyaret etmeleri şartında ısrarlıydılar. Bu yüzden sahabe........

© Milli Gazete