menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bunlara kalsa bunlar onlarla beraber İran’la savaşmaya da kalkarlar

15 0
07.03.2026

Merhum Necmettin Erbakan Hocamız, yıllar önce yaptığı bir konuşmada bugün yaşanan gelişmeleri adeta önceden görmüş gibi önemli uyarılarda bulunuyordu. Bugün geriye dönüp baktığımızda, o gün dile getirilen birçok uyarının birer birer gerçekleşmesi bu sözleri çok daha düşündürücü hâle getiriyor.

Hele şu söz var ki, bugün yaşanan gelişmeler karşısında beni fazlasıyla endişelendiriyor: “Bunlara kalsa bunlar onlarla beraber İran’la savaşmaya da kalkarlar.”

Merhum Hocamız o konuşmasında şöyle diyordu:

“Irkçı emperyalizm de İran’la savaşacak. Ve sana diyecek ki sen de benimle beraber ol. BUNLARA KALSA, BUNLAR ONLARLA BERABER İRAN’LA SAVAŞMAYA DA KALKARLAR. Böylece İslam âlemini darmadağın ederler, insanlığı mahvederler. Öyle olmasa dahi arkadan hedef Türkiye’dir. Türkiye’ye hücum edecekler, Türkiye’ye Sevr’i uygulayacaklar, Güneydoğu’yu alacaklar, İsrail’e katacaklar, Ermenileri getirecekler. Ne yapacakları belli. Zaten hazırlıklarını şimdiden yapıyorlar.”

Merhum Hocamızın bu sözlerinin üzerinden yıllar geçti. Ancak bugün Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere baktığımızda bunun sadece bir siyasi değerlendirme değil, aynı zamanda tarihî bir uyarı olduğunu görmek zor değildir.

Artık tablo giderek netleşiyor.

Bakınız, konuşmasının devamında şu uyarıyı da yapıyordu:

Eğer İran’la bir çatışma planlanıyorsa bunun yolu önce Suriye’den geçiyor. Suriye kontrol altına alınmadan bu planın ilerlemesi mümkün değildir. Ardından İran ve Türkiye, sonra da bölgenin tamamı…

Merhum Erbakan Hocamızın yıllar önce işaret ettiği gibi, bu zincirin nihai hedeflerinden birinin Türkiye olabileceği gerçeği artık gizlenmiyor.

Bu yüzden Türkiye’nin son derece dikkatli olması gerekiyor.

Son günlerde Azerbaycan üzerinden yürütülen gelişmeler dikkat çekicidir. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne İran topraklarından İHA saldırıları düzenlendiğini duyurdu. İHA’lardan biri Nahçıvan’daki uluslararası havalimanı yakınlarına, diğeri ise Şekerabad köyündeki bir okulun yakınına düştü. Havalimanı binası zarar gördü ve dört sivil yaralandı.

Bu olayın ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev saldırıyı “terör eylemi” olarak nitelendirdi ve orduya misilleme hazırlıkları yapılması talimatı verdi.

Ancak olayın hemen ardından İran’dan farklı bir açıklama geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, saldırıyla hiçbir bağlantılarının olmadığını ve bu provokasyonun İran’ı suçlamak amacıyla İsrail tarafından yapılmış olabileceğini söyledi.

İran “biz yapmadık” derken, bölgede başka bir provokasyon ihtimalinin de konuşulması gerekir. Çünkü Ortadoğu’da bazı saldırılar sadece askerî değil, aynı zamanda siyasî sonuçlar üretmek için yapılır.

Uluslararası siyasette bazen açık savaşlardan daha etkili olan şey şantajdır. Bugün Amerika’da yaşanan bazı tartışmalar bile bunu gösteriyor. Amerika’daki Siyonist İsrail lobisinin Donald Trump üzerindeki baskıları, Jeffrey Epstein dosyaları üzerinden yürütülen tartışmalar bunun bir örneği olarak gösteriliyor.

Uluslararası siyasette bazen dosyalar, bazen ekonomik ilişkiler, bazen de güvenlik anlaşmaları ülkeler üzerinde baskı unsuru hâline getirilebiliyor.

Bu yüzden insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Acaba İsrail, Azerbaycan yönetimine karşı da benzer baskı araçları mı kullanıyor?

İran “biz yapmadık” demesine rağmen bu kadar hızlı bir şekilde İran’ı hedefe koymanın arkasında başka hesaplar olabilir mi?

Bu soruların cevabı elbette zamanla ortaya çıkacaktır. Ancak Ortadoğu’da provokasyonların nasıl çalıştığını bilen herkes için bu ihtimaller yabancı değildir.

Dünya siyasetinde dikkat çekici bir başka gelişme ise İspanya’da yaşandı. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarında İspanya’daki Amerikan üslerinin kullanılmasına izin vermedi. Washington ile kriz yaşanmasına rağmen geri adım atmadı.

Şimdi şu soruyu sormak gerekiyor:

İspanya’nın gösterebildiği bu iradeyi Türkiye neden gösteremiyor?

Türkiye’de bulunan ABD ve NATO üsleri konusunda neden aynı netlik ortaya konulamıyor?

Alman gazetelerinde çıkan bazı haberler ise dikkat çekici bir propaganda örneği gibi görünüyor. “NATO İran roketini düşürdü, Türk hava sahasına ulaşmadan imha edildi” gibi başlıklar atılıyor. Sanki Türkiye’ye destek veriliyormuş gibi bir atmosfer oluşturuluyor.

Oysa detaylara bakıldığında tablo oldukça belirsizdir. Haberlere göre söz konusu füze önce Irak ve Suriye üzerinden uçtu. İran ise açıkça “Bu füze bize ait değil” açıklamasını yaptı.

Yani ortada kesinleşmiş bir durum dahi yok.

Buna rağmen ortaya çıkan sert söylemler ister istemez şu soruyu akla getiriyor:

Acaba içerideki NATO refleksi mi erkenden devreye giriyor?

Dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan 57 Müslüman ülke var. Bu ülkelerin üye olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı ise neredeyse sessiz. İspanya Başbakanı’nın gösterdiği iradenin yanına bile yaklaşabilen bir açıklama yok.

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:

57 İslam ülkesi gerçekten var mı, yoksa sadece tabelalarda mı var?

Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan yaklaşık 1400 yıllık tarihimiz bize başka bir yol öğretmiştir.

Bu coğrafyada biz hep mazlumlardan yana olduk. Hiçbir zaman çocuk katillerini desteklemedik. Hiçbir zaman emperyal planların maşası olmadık.

Bugün de olmamalıyız.

Türkiye’nin yapması gereken şey nettir:

Türkiye başkalarının savaşına asker yazılacak bir ülke değildir.

Türkiye bölgesel savaşların tarafı değil, barışın ve aklıselimin temsilcisi olmalıdır.

Ve özellikle Azerbaycan üzerinden Türkiye’yi İran’la karşı karşıya getirecek her senaryoya karşı son derece dikkatli olunmalıdır.

Çünkü Ortadoğu’da kurulan her savaşın sonunda hedefe konulan ülkelerden biri de Türkiye olmuştur.

Bu yüzden merhum Erbakan Hocamızın yıllar önce yaptığı uyarıyı bugün yeniden hatırlamak zorundayız:

Türkiye başkalarının savaşına sürüklenmemelidir.


© Milli Gazete