menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cennet yolu zor yoldur ama izzet yoludur

5 0
previous day

Zorlukları karşıladığında ağzından çirkin laflar çıkmayacak. "Hasbünallahu ve ni'mel vekil, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" diyeceğiz. Ağzımızı bunlara alıştıracağız. Cennet böyle kazanılır.

Hep anlatırım ya, bizim memlekette bir adam bağ belleyerek geçimini kazanıyor, ekmeğini öyle kazanıyor. Bağ bellerken terlemiş. Rüzgâr var, yakasını açmış, başını göğsünü açmış. Demişler ki: "Bağrını açma, rüzgâr hasta eder." "Aman bir şey olmaz, terliyorum ben" demiş. Rüzgâr terli vücuda çarpmış, adam yatmış hasta olmuş. Ağzından çıkan laflar şu olmuş: "Ya Rabbi, benden başka adam bulamadın mı? Benim gibi garibi mi buldun da hasta ettin beni?" Allah'a karşı böyle sızlanıyor. Oysa sen sebep oldun. Bağrını açma dediler, dinlemedin. Şimdi de benden başka garibi bulamadın mı hasta edecek diyorsun. Bunlar çok yanlış şeyler. Daima en zor şeylere katlanacak şekilde kendini hazırlayacaksın. Zorlukları karşıladığında ağzından çirkin laflar çıkmayacak. "Hasbünallahu ve ni'mel vekil, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" diyeceğiz. Ağzımızı bunlara alıştıracağız. Güzel sözler çıkacak, çirkin şeyler çıkmayacak. Cennet böyle kazanılır. Cennet yolu zor yoldur ama izzet yoludur, ebedi mutluluk yoludur.

CENNETE GİRECEKSEK ZORLUKLARA KATLANACAĞIZ

Zorluklara katlanacak şekilde kendimizi hazırlamak, zorluklara karşı isyan etmemek, ağzımızdan kötü laflar çıkarmamak gerekir. Cennete gireceksek sabra alışacağız, zorluklara katlanacağız. Çok çalışmazsan sınıfı geçemezsin, çok çalışmazsan çok para kazanamazsın. Her şey böyledir. Cenneti kazanmak da nefse ağır gelen şeyleri elinin tersiyle itmekle, zorluklara katlanmakla, şikâyet etmeden razı olmakla, gayret etmekle olur. Sonunda ebedi saadete ereceksin buyuruyor güzel peygamberimiz. Ahmed bin Hanbel, Müslim, Abd bin Hümeyd, Darimî, Tirmizî, Hz. Enes ve Ebu Hureyre radıyallahu anhdan rivayet etmişler. Allah onlardan razı olsun, şefaatlerine nail eyleye.

"ÜMMETİMİN HASAT MEVSİMİ ALTMIŞ SENESİDİR"

Peygamberimiz buyuruyor ki: "Ümmetimin hasat zamanı nedir? Hasat zamanı, ekin ekip, çıkıp olgunlaşması ve sonra biçilmesidir. Ümmet-i Muhammed'in ölüm zamanı, yani olgunlaşma zamanı altmış ile yetmiş sene arasıdır.” Bu bizim lehimizedir. Hz. Adem bin sene yaşamış. Bin sene yaşamış bir adam kötü yaptıysa, yüz senelik kötülük başka, bin senelik kötülük başkadır. Ümmet-i Muhammed'in lehine olan bu durum, Peygamber Efendimizin ümmetine hediyesidir. "Ümmetimin hasat mevsimi altmış senesidir" buyuruyor. Ümmetin ömrü altmış yetmiş sene olarak takdir edilmiştir; onların lehine olarak. Genelde böyledir, altmışla yetmiş arasında gider insan ahirete. Yetmişten yukarı çıkan vardır ama azdır, azınlıktadır. Bu, ümmet-i Muhammed'e Allah'ın rahmeti ve lütfudur. Bin sene yaşayan var ama ömrü kötülükle geçmişse vay haline. Biz işte o kötülükten kurtulmuş oluyoruz, ömrümüz onlar kadar uzun olmadığı için. Onlar Cenab-ı Hakk'ın azabına çok uğruyorlar.

HELAL KAZANIYORSAN ŞÜKRETMEN GEREKİR

Bu konuda bir hadis daha var: Allah'tan hayırlı uzun ömür istemek iyi bir şeydir. Tabii hayırlı uzun ömür. "Allah beni çok yaşat" dersin ama nerede yaşatacağını bilemezsin. Meyhanede yaşayan da var. Meyhane işleten de ekmek parası kazanıyorum diyor. Dükkânını açmış, sabah gidiyor, helal şeyi satıyor, alıyor, böyle kazanan da var. O da ekmek parası, bu da ekmek parası. Allah bizi hayırlı yollarda ekmek parası kazananlardan eylesin. Bu da çok önemli. Allah'a şükredeceğiz. "Bana onlar gibi kumarhane veya meyhane işleten olmayı nasip etmedi. Elhamdülillah helal alıp satıyorum, ticaret yapıyorum, kazanıyorum ama helal" diye şükretmek gerekir.


© Milli Gazete