İran’ı Anlama veya Anlamlandırma
Başlık iddialı görünebilir, ancak herhangi bir dayatma veya kesin bir izah maksadı taşımıyorum. Sadece, hepimizin bildiği birtakım gerçekleri farklı bir bakış açısıyla değerlendirme derdindeyim.
Gündem sürekli değişiyor. Artık bir konu hakkında yazı yazamadan, bir diğeri gündemi işgal ediyor; hatta yazamadığımız konuların harareti çoktan düşmüş oluyor. Nitekim Venezuela meselesini uzun uzun yazdık; yazı süreci iki hafta sürdü. O arada İran’da eylemler yaşandı ve ırkçı emperyalizm yeni bir deneme yaptı. Bugüne gelindiğinde eylemlerin ateşi sönmüş gibi, ancak özellikle Amerika’nın İran’a yönelik tehditleri devam ediyor. Bu bağlamda İran’la ilgili hususları uzun uzun anlatmak veya bir araya toplamak gerekiyor.
İran Bizim Neyimiz Olur?
En başta gönlümüze Müslüman kardeşimizi sığdırmamız gerekiyor. Hep ifade ettiğimiz gibi gönlüne İsrail’i, Siyonist’i sığdıranlar İran olunca mesele onu İsrail’den daha büyük tehdit görüyor.
İran bir İslam beldesidir. Bunun yanında, Pehlevi hanedanı hariç, son bin yıldır büyük oranda
Türk kökenli iktidarlarca idare edilmiştir. Hatta bugün hem Ruhani Lider (ya da kendi ifadeleriyle Rehber) Ali Hamaney, hem de son Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan Türk’tür.
Bu noktada ifade edilmesi gereken husus şudur: İran’a mutlak dostumuz diyen de mutlak düşmanımız diyen de bir topyekûnculuk içindedir ve bu şekilde olayları ele almak yanlıştır.
Toplumlar dost ve kardeş olabilir, devletler de ise durum farklı işler. İlk olarak bunu belirtmek gerekir. Nitekim burada en önemli husus, iki devletin birbiriyle olan münasebetinin temelinde rekabet olduğudur. Bu, düşmanlık olarak ele........
