Toprağı sevmek iman, putlaştırmak helâktir
Bir Müslüman, Allahu Teâlâ’nın yarattığı bir güvercine bakıp,
“Allah’ım bunu ne güzel yaratmışsın!” dediğinde aslında Allah’ı büyütmektedir.
“Celle celaluhu ne azim bir Rab!” demektedir.
Aynı şekilde bir bitkiye, bir meyveye, bir dağa bakıp hayran olmak da böyledir.
“Bu ne güzel!” demek, Yaratan’a duyulan hayranlığın ifadesidir.
Şu dağları, bu manzaraları sevmek suç değildir. İnsan doğduğu toprakları sever. Hatta doğmadığı yerleri bile sever. Çünkü buraların sahibi de Allah’tır.
Bu büyük ve muhteşem manzaralardan Allah’ın adını çıkarabilmek, bu güzellikleri secdeye dönüştürebilmek… İşte müminin farkı budur. Mümin, manzaradan Allah’a gider.
TOPRAĞI SEVMEK AYRI, PUTLAŞTIRMAK AYRI
Ancak burada ince bir çizgi vardır.
İnsanın doğduğu toprakları sevmesi fıtridir. Fakat o toprağı putlaştırması tehlikelidir. Eğer bir insan,
“Bizim topraklarımız daha faziletlidir, daha değerlidir.”
“Burada doğmayanlar ikinci sınıftır.”
mantığına kayarsa, bu artık masum bir sevgi değildir.
Bu bakış, insanı........
