menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İman ve Salih amel dengesini kurmak

14 5
20.02.2026

Kur’an-ı Kerim’in baştan sona tekrar ettiği hakikat şudur: “İman eden ve salih amel işleyenler…” Mümin için kurtuluşun yolu sadece inanmak değil, o imanı hayata taşıyan salih amellerle yaşamaktır. Bu denge kurulmadıkça Müslümanlık kemale ermez.

İMAN BAĞLANTIDIR, SALİH AMEL İŞE YARAYAN İŞTİR

Kur’an-ı Kerim birçok ayette “iman eden ve salih amel işleyenler” ifadesini birlikte zikreder. Bu tekrar boşuna değildir. İman tek başına bir iddia değil, merkezle kurulan bir bağlantıdır. Mümin iman ederek Allah ile bağ kurar; salih amel ise bu bağlantının hayata yansımasıdır.

Salih amel, “işe yarayan iş” demektir. Nasıl ki kapalı bir bilgisayarda klavyeye basmak sonuç doğurmazsa, imanla beslenmeyen amel de köksüz kalır. Aynı şekilde amelle desteklenmeyen iman da zayıflar. Dünya hayatında huzur, ahirette cennet ve Allah’ın rızası; iman ile salih amelin birlikte yürüdüğü bir hayatın neticesidir.

SALİH AMEL İKİYE AYRILIR: KALP VE BEDEN AMELLERİ

Salih ameller iki ana kolda değerlendirilir:

Kalple yapılan ameller,

Bedenle, dille ve mal ile yapılan ameller.

Biz çoğu zaman Müslümanlığı sadece dışarıdan görünen amellerle ölçeriz: Namaz kılıyor mu, oruç tutuyor mu, hacca gitmiş mi? Oysa Müslümanlık sadece görünen ibadetlerden ibaret değildir.

Kalp amelleri; tevekkül, ihlâs, Allah korkusu, rıza, merhamet ve Peygamber sevgisi gibi iç dünyada kök salan amellerdir. Bunlar gözle görülmez ama etkileri hissedilir. Kur’an-ı Kerim’de kalple........

© Milli Gazete