menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni medya dili

13 0
18.03.2026

Kuşkusuz televizyonların program koordinatörlerinin, yapımlarını kurgularken ve tasarlarken önlerine koydukları bazı kriterler ve değerler vardır. Bugün televizyon ekranlarında gördüğümüz programları kurgularken, yapımcıların tek hedefleri vardır, reyting ve para kazanmak. Öncelikle şunun altını çizmeliyiz. Kitle iletişim araçlarının ruhunda olması gereken birinci öncelik toplumsal fayda ve enformasyon boyutu olmalıdır.

Özel televizyonların hayatımıza girdiği günden beri, medyanın özünde var olan “toplumsal fayda” normu tamamen kaybolmuş, bütün enerji “eğlence” ve “reyting beklentisi” formatına dönüştürülmüştür. Akşamları, insanların en verimli ve en özel saatlerinin boşa geçirilmesini sağlayan, insanları boş bir eğlence kutusuna hapseden sistem ve mekanizma.

Reyting canavarı haline dönüştürülen, “aptal kutusu olarak” formatlanan televizyonlarımızın bu özelliği, son yıllarda sosyal medya gayya çukurlarına indirgenmiş durumda. Herkesin elinde cep telefonu, sürekli kurcalıyorlar, sürekli yazıyorlar, sürekli yazışıyorlar.

Reyting canavarı televizyon kanallarının tamamı, insanlarımızın vakitlerini öldürmek, ekran karşısında afyonlamak, onları gizli gizli verilen farklı mesajlar etrafında şekillendirmek için programlarını ortaya koyuyor. Dizilerin, yarışmaların veya diğer programların arasında yayınlanan reklam kuşakları ise, hayatımızı biçimlemek, satın alma dürtümüzü şekillendirmek ve kapitalist bir hevesi gıdıklamak için kurgulanıyor. Bu reklamlar öylesine güzel şekilde tasarlanıyor ki, insan cebinde olan biteni, anında bu mecraya aktarma hissiyle dolup taşıyor. Ev reklamları, araba reklamları, kredi kartı reklamları…

Önümüzde Ramazan Bayramı var… İnanın, Türkiye’deki tüm bankalar Ramazan bayramı için özel krediler hazırlamış durumda. Mübarek Ramazan Bayramının tüm sevabını, tüm güzelliklerini ortadan kaldırmak için kurgulanan bu kredilerin, neden bugünlere denk getirildiği ise gerçekten üzüntü verici.

Televizyonların en çok reyting getiren programlarının formatları ise tamamen aynı… Survıvor, Zuhal Topalla Yemekteyiz… Müge Anlı.. Didem Arslan Yılmaz’la Asl Vazgeçme…Esrol Erol’da…

Nedir bu programların amacı? Bir toplumsal faydası var mıdır yok mudur? Yayınlansalar ne olur, yayınlanmasalar ne olur?

Her zaman ifade ettiğimiz gibi, yeni bir medya dili oluşturmak zorundayız… Yeni bir medya programları formatı oluşturmalıyız.. Bizim medeniyetimiz, dört kıtaya hükümferma olmuş, insanların mutlu ve huzurlu biçimde yaşadıkları, gönül rahatlığıyla hayatlarını geçirdikleri, adaletin ve huzurun temelini oluşturmuş bir medeniyettir. Bu medeniyetin bizlere miras bıraktığı değerleri, biz de bizden sonraki kuşaklara aktarmak ve onlara yansıtmak zorundayız. Tarihimiz var, kültürümüz var, halk müziğimiz var.

Tarihe damga vurmuş şahsiyetlerimizin dizilerini yapıyoruz. Ama hepsi de birbirinden fecaat, hepsi de birbirinden arızalı.

Bir kuşak kelimenin tam anlamıyla zehirleniyor… Bir kuşak kelimenin tam anlamıyla yok ediliyor. Bundan 30-40 yıl önce evlerimizde, ailemizin içinde varolan değerlerimizi bile bu kuşaklara aktarmak noktasında müthiş sıkıntılar çekiyoruz.

Televizyon, bilgisayar, sosyal medya, aile ilişkilerimizi yok etti. İnsanlık değerlerimizi bozdu. Artık çocuklarımız sosyal medyanın karanlık koridorlarında gezinerek, kendilerine yeni bir iletişim dili oluşturmaya başladılar. Televizyonlardaki eğlence anlayışı, vur patlasın çal oynasın zihniyetini beyinlere enjekte etmekten başka bir işleve yaramıyor. Onun için kitle iletişimin de, bilişim teknolojisinin de, sosyal medyanın da tek amacı “toplumsal fayda” olmalı. Güzellikleriyle, değerleriyle, tarihsel mirasıyla güzel ufukları ortaya koyan bir anlayış olmalı.


© Milli Gazete