Perdenin arkası
Bir ülkenin gelişmişlik göstergesi, kişi başına düşen milli gelir olarak lanse edilse de, aslında bu hesaplamanın mantığındaki esas derinlikte gizli olan “Gelir Adaleti”nden başka bir şey değildir. “Kişi başına düşen milli geliri artırdık… 5 bin dolardan 15 bin dolara çıkardık…” Bu söylem, global nitelikte yüce devletlülerimizin övünebilecekleri bir rakamsal grafiği yansıtabilir. Ama, esas olan şey, milli gelirden her insanın aynı payı alıp almadığının sorgulanmasıdır. Cennetmekan Erbakan Hocamızın ekonomi başdanışmanı Osman Altuğ’la yaptığımız bir röportajda, “Kişi başına düşen milli gelir 15 bin dolarsa her vatandaş “O zaman benim 15 bin dolarımı verim bakalım” derse hükümetin buna vereceği cevap ne olur acaba?” diye sormuştu.
Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’nin en zengin ailelerinden Ali Koç’un bir konuşmasına şahit olmuştum: “Tabi ki bu gidişat da berberinde sosyal sorunlar ve ciddi gerginlik getiriyor. Bunun her geçen gün arttığına şahit oluyoruz. Ben şahsen iki çocuk sahibi bir baba olarak çocuklarımızın geleceğinden, bu gidişata baktığımız zaman, endişe duymamam mümkün değil diye düşünüyorum” diyordu…Ali Koç, 15 bin dolar diye övünüp şişinilen milli gelirden ailesiyle birlikte yüzlerce kat daha fazla pay alan birisi…
“Ben çocuklarım için endişe duyuyorum” derken, aslında çok önemli bir toplumsal ve sosyal adaletsizliğe işaret etmeye çalışıyor ve demek istiyor ki “Ben zengin olabilirim. Ama, toplumun taa derinlerinde, aç, açık,........
