Normalleşen yolsuzluk kanıksanan yoksulluk
Devletlerin kendileri açısından temel amacı hayatta kalabilmelerini sağlamaktır. Bunun için toplumsal dengeyi gözetmeleri elzemdir. Adalet de dengenin merkezi kavramıdır. Siyasal, hukuki, sosyal ve ekonomik anlamda adaletin kaybolması insanların mutlu ve güvende yaşama arzusunu yok eder. Günümüz tartışma konularına baktığımızda toplumsal dengenin en büyük düşmanları kanıksanmış yoksulluk ve normalleşmiş yolsuzluktur.
Toplumsal dengeyi bozan kavramlardan yoksulluğun içini ne ile doldurduğumuz önemli. Yoksulluğu açıklarken tembellikle ya da kaderle açıklamak sorunun ana ekseninden uzaklaşmamızı sağlayacaktır. Çünkü yoksulluk siyasi bir tercih ve stratejidir. Yoksulluk, emeğin karşılığının verilmediği, servetin belirli ellerde tekelleşmesine göz yumulduğu ve nimet külfet dengesinin tahrif edildiği bir siyasi tutumun sonucudur. Vahyin "mallarınız içinizden sadece zenginler arasında dolaşan bir servet olmasın" ihtarı, tam da bu paylaşım adaletsizliğinin resmini çizer.
Ne yazık ki mevcut siyasi erk, yoksulluğu ortadan kaldırmak yerine onu yönetmeyi, kurumsallaştırmayı ve bir siyasal itaat aracına dönüştürmeyi seçmiştir.........
