Muhafazakârlığın Psikolojisi: Kaybetme Korkusu
İnsanoğlunun dünya sahnesine çıktığı günden beri değişmeyen tek yasa, değişimin kendisidir. Ancak bu yasanın karşısında, en az onun kadar kadim ve köklü bir başka refleks daha yükselir: Mevcut olanı koruma, elindekini kaybetmeme arzusu. Kavramsal olarak Fransız ihtilaline karşı bir tepki olarak doğsa da, muhafazakârlık aslında insanlık tarihiyle başlayan zihinsel bir arka plana sahiptir. Çünkü muhafazakârlık, en basit ifadeyle değişimin hızına ve yönüne karşı takınılan tutumdur.
Bu tutumun ilk örneğini, yaratılışın o ilk kırılma anında görürüz. İlahi emir karşısında İblis’in Hz. Âdem’e secde etmeyi reddetmesi, tarihin ilk muhafazakâr eylemi olarak okunabilir. İblis, o ana kadar var olan hiyerarşik düzende imtiyazlı ve seçkin bir konuma sahipti. İnsanın yaratılışı kendi konumunun kaybedilmesi demekti. İblis, değişimin getirdiği bu yeni gerçekliğe uyum sağlamak yerine, kendi konumunu korumak adına büyük bir direnç gösterdi. Böylece muhafazakârlık, var olan bir değeri korumanın değil, gücü ve konumu kaybetme korkusunun bir tezahürüdür.
Tarihsel nehir bu........
