menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Şeyhleri de vururlar…”

28 0
20.09.2026

Değerli yazar Seyfi Say’ın kaleme aldığı, “Şeyhleri de vururlar” kitabı yeni çıktı.

Kitap Mahmud Esad Coşan Hoca’yı anlatmakta.

En fazla da onun ölümü üzerinde durmakta.

Fakat daha ziyade usta yazar, 28 Şubat karanlığını bizlere tekrar hatırlatmakta.

1997’de ülkede bunalım yüklü bulutlar dolaştırılıyor, tam darbe yapmaktan imtina eden karanlık kadro; Refah Yol hükümetini düşürerek, inanmış inanlara türlü zulümler yaparak bir sindirme harekâtına girişiyor.

Esad Efendi’ye de gelip bir teklifte bulunurlar, bunu kendisi açıklar;

“Bir heyet bana, müşriklerin peygamberimize teklif ettiği çirkinlikte şeyler teklif ettiler. Ben o teklifleri kabul edersem küresel bir gücümüz, bir sürü paramız, okullarımız, holdinglerimiz, daha bir sürü şeyimiz olacakmış. Allah’a şükürler olsun ki bu teklifi elimin tersiyle ittim.”

Esad Efendi, 1997’nin nisanında yurt dışına çıkma kararı alır; önce Avrupa ülkelerine gider sonra Avustralya’ya yerleşir. Vefatından beş ay önce yaptığı umrede bağlılarına bu kez şöyle der;

“Bana MİT’ten bir heyet geldi. Bazı tekliflerde bulundular. Kabul etseydim, siz de rahat ederdiniz. Fakat kabul edilecek şeyler değil.”

Kitapta “28 Şubat Sürgünü” başlığında, yazar Say, Esad Efendi’nin bir değil iki “rejimsel günahı” vardı, diyor;

“Birincisi, Muhsin Yazıcıoğlu’nu Erbakan’ı desteklemeye ikna ederek Refah Partisi’nin iktidar olmasını sağlamış olmasıydı.”

Ki bu günahın bedeli Muhsin Yazıcıoğlu’na da fazlasıyla ödettirilmiş, şüpheli bir kaza ile yanındaki ekibiyle birlikte katledilmişlerdi.

Esad Efendi’nin “ikinci günahı ise, 28 Şubat’ın hemen akabinde, İslâm dergisinin Mart 1997 tarihli sayısında yayınlanan ‘Darbe Tahrikçilerine Dikkat’ yazısıyla, darbecilerin ardındaki odak olarak İsrail’i göstermiş ve tehdit edici ifadeler kullanması...”

O........

© Milli Gazete