menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ağabey diyor ki; Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste

18 0
18.05.2026

Eski Çatalca Müftüsü Ahmet Mehmetalioğlu, sahnede elinde kadehiyle ölen, “ölünce beni yakıp, küllerimi Karadeniz üzerine savurun” diyen şarkıcının ölümünü geberdi kelimesiyle duyurmuştu. Ancak geberdi kelimesini ölmüş anlamında kullanmıştı. Buna rağmen aymazlar linç edilmesi için, bir nevi zamanın Diyanet İşleri Başkanı olan Prof. Dr. Ali Erbaş’ı da yanlarına almışçasına, hareketlenmişlerdir.

Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı araştırma bile yapmadan, müftüyü derhal görevinden almış, yetmezmiş gibi ayrıca para cezası ve sürgüne varan cezalar vermiştir. Oysa Karadeniz Bölgesi’nde ve bilhassa Trabzon il ve ilçelerinde kaba olmasına rağmen, ölen için geberdi diyenler ziyadedir. Yani bu, halk arasında kullanılan yaygın bir ifadedir. Bu sebeple geberdi kelimesini çekiştirip, başka anlamlar yüklemenin iyi niyetle alakası yoktur.

Nitekim TRT’de yayınlanan ‘Taşacak Bu Deniz’ dizisinde sanatçıların ağzından devamlı “Fuşki yesun veya yesunlar” tarzında konuşmalar yapıldığını seyredip duruyoruz. Fuşki yemek büyükbaş hayvanların dışkısını yemek anlamını taşıdığı halde, RTÜK’ün sesi çıkmamaktadır. Buna mukabil Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, yöresel ifade kullanımından dolayı, orantısız ceza uygulamalarıyla boyun eğdirmek için hareketlendiğini ve mazlumun yanında değil, zalimce görüntüler veren, inançla alay eden, Allah’ın men ettiği fiilleri icra etmekten geri durmayanların yanında yer aldığını gördük ve üzüldük.

“Din, zalime karşı susuyorsa orada iman değil, menfaat vardır.” (Y. Nuri Öztürk) Ayrıca Malcolm X der ki; “Eğer dikkatli olmazsanız gazeteler mazlumlardan nefret etmenize ve zalimleri sevmenize neden olur.” Konfüçyüs de; “Yalan söyleyenler doğru söyleyenlere inanmazlar” der.

“Ve onlardan ölen birinin üzerine asla namaz kılma, onun kabri başında durma. Çünkü onlar Allah’ı ve elçisini tanımadılar ve yoldan çıkmış olarak öldüler.” (Tevbe/84) buyrulmakta, böylece herkes imtihana çekilmektedir. Ayrıca: “… Allah, yoldan çıkmış kavmi (doğru) yola iletmez.” (Tevbe/80) ikazı yapılmaktadır. Bu İlâhî emirlere rağmen yapılan uygulama, adil de değildir.

“Bu tür bir hadise sadece bir disiplin soruşturması veya hukuki bir yargılama değil; İslam hukukunun en temel direkleri olan adalet, ölçülülük ve kardeşlik hukukunun nerede durduğuna dair bir samimiyet testidir. Modern bürokrasinin ve yargı mekanizmalarının, siyasi veya konjonktürel kaygılarla Kur’an-ı Kerim’in açık........

© Milli Gazete